Sulak Alanların Sürdürülebilir Kullanımı:Kurutulmuş Marmaracık (Bursa) ve Suğla Gölü'nün (Konya) Karşılaştırmalı Analizi.


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA HASBEK

Danışman: Ali Yiğit

Özet:

Bu çalışma Konya ilindeki Suğla Gölü ve Bursa ilindeki kurutulan Marmaracık Gölü’nde ekosistem, sürdürülebilirlik, sulak alan dönüşümü ve bu dönüşümün beraberinde getirdiklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Suğla Gölü çevresine önemli katkılar sağlayan bir sulak alan olmasına rağmen alanla ilgili yapılan çalışmalar daha çok fiziki odaklı olmuş, bütüncül olarak göl etkileşim sahasını inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Marmaracık Kurutma Sahası ile alâkalı arkeolojik kazı çalışmaları ve fiziki coğrafya çalışmaları yapılmış, ancak bu çalışmalar geniş alanları incelerken bu alanı yüzeysel olarak değinmekten ileri gitmemiştir. Alandaki göl ve etkileşim sahası bütüncül incelenmemiştir. Söz konusu iki sulak alanın doğal olduğu dönemlerde ve dönüşümden sonraki değişimleri incelenmemiştir. Bu çalışmada göl çevresi insan-çevre ilişkileri incelenmiştir. Çalışma şu sorulara cevap aramıştır: göl çevresi insan-çevre ilişkileri nasıldı, bu ilişki gölle birlikte nasıl dönüşmüştür? Değişimler sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu mudur? Değişimler yöre yaşayanları ve yönetici ilişkilerine nasıl yansımıştır? Alandaki sulak alanla bağlantılı yerleşme tarihleri nasıl şekillenmiştir? Bu soruları yanıtlamak için alana çeşitli zamanlarda üç yıl saha çalışmaları yapılmıştır. Saha çalışmalarında etnografik yöntem kullanılmış, yöre insanlarından edinilen bilgiler betimsel analiz yöntemiyle metin içinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda iki sulak alanın doğal süreçlerinde yöre yaşayanları ile sıkı bağlar kurdukları, bu bağların kültürel kodlara işlediği, sulak alanlardaki dönüşümle birlikte fiziki unsurların tümü gibi bağlarında dönüştüğü görülmüştür. Söz konusu dönüşümlerin genellikle negatif doğrultulu ve yeni problemler yaratıcı olduğu görülmüştür. Kâr zarar dengesinin yönetici-halk arasında halk aleyhinde dağıldığı, halkın alan kullanımının yasaklandığı ya da kısıtlandığı ve sonucunda yönetici-yöre halkı çatışmasının giderek derinleştiğine tespit edilmiştir.