Kimlik dış politika ilişkisi bağlamında Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye-İsrail ilişkileri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YUNUS EMRE AKBAL

Danışman: Cafer Tayyar Arı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle uluslararası ilişkilerin uğradığı değişim, kimlik ve kültür gibi sosyal kavramların uluslararası ilişkiler analizlerinde yer edinmesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Kimliklerin uluslararası ilişkiler disiplinine dahil oluşunda önemli katkıları bulunan Alexander Wendt, kimliklerin çıkarları belirlediğini öne sürmektedir. Çıkarların da dış politika üzerinde etkileri olduğu düşünüldüğünde kimlikler dış politik analizlerde göz ardı edilmemesi gereken bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye-İsrail ilişkileri de Filistin'de yaşananlardan ötürü kimliklerden etkilenmektedir. İsrail devletinin kuruluşuna giden süreçten günümüze kadar Müslüman ve Yahudi kimlik karşı karşıya gelmiştir. Bu süreç zarfında Filistinli Müslümanların yaşadıkları sıkıntılar, dünyanın pek çok noktasında bulunan Müslüman kimliği taşıyan bireyler açısından Filistin sorununu hassas bir konu haline getirmiştir. Nitekim İsrail devletinin kuruluşunun akabinde de İsrail'e karşı bir ön yargı oluşmasına sebep olmuştur. Halkın aidiyet duygusu hissettiği kimlik kaynaklı bir ön yargıya sahip olması, karar alıcılara baskı yapmalarını beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla ulusal menfaatler ve kimlikler arasında sıkışıp kalan Türkiye-İsrail ilişkileri zaman zaman normalleşme dönemlerine girerken zaman zaman da gerileme eğiliminde olmaktadır. İlişkilerin normalleşme dönemine girmesinde, iki ülkenin menfaatlerinin ortak olması ve bu ortak menfaatler durumunun karşılıklı bağımlığı artırması gerçeği etkilidir. Ancak ortak menfaatlerin ortadan kalkması veyahut da alternatif müttefiklerin ortaya çıkması kimliksel sorunları gün yüzüne çıkarmaktadır. Bundan ötürü Türkiye-İsrail ilişkileri, İsrail'in kuruluşuna giden süreçten günümüze değin kriz, yumuşama ve normalleşme olarak adlandırılabilecek bir döngü içerisindedir.