Aristoteles'te canlılığın bir nedene (aitia/aition) veya bir amaca (telos) dayandırılması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ, FELSEFE, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DENİZ KURTULDU BAMYACI
Danışman: Metin Becermen
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, Aristoteles'te canlılığın bir nedene (aitia/aition) veya amaca (telos) dayandırılmasından hareketle bitki, hayvan ve insan olarak karşımıza çıkan canlı varlık türlerinin birbirlerinden üstün olarak ele alınmadığını göstermeyi amaçlamaktadır. Aristoteles'te psykhe olarak karşılığını bulan bu canlılık ilkesi, her bir canlı varlık türünde bulunması bakımından canlı varlık türlerinin sahip olduğu ortak nedeni veya amacı, barındırdığı yetiler gereği ise onları birbirlerinden ayıran farklı yanları ortaya koymaktadır. Burada, her bir canlı varlık türünün, kendine özgü yetilerinden hareketle bir yaşam formu ortaya koyduğu görüşü temele alınarak, canlı varlık türlerinden her birinin doğadaki yerinin, onların sahip oldukları yetileri ve bu yetileri gerçekleştirebilmeleriyle özel olduğuna vurgu yapılacaktır. Bu canlı varlık türlerinden biri olan insan, sahip olduğu yetiler gereği iyi yaşam (eu zen) amacını gerçekleştirmek adına kurduğu politik birliği (politike koinoia), bu üst etkinliği ortaya koymasının nedeni de olan noetik yetinin bir ürünü olarak politik yaşam (bios politikos) amacıyla meydana getirmektedir. Bu çalışma, insanın üst etkinlikler ortaya koyan canlı bir varlık olmasının onu doğayı paylaştığı diğer canlı varlıklardan "üstün" bir konuma getirmediği görüşünü temele almaktadır. Çünkü Aristoteles'in tüm canlı varlık türlerini tek bir canlılık ilkesine (psykhe) dayandırarak yaptığı ayrımlar, bize canlı/canlılık kavramının kapsamının ne denli geniş olduğunu göstererek çağın sorunlarına eleştirel bir gözle bakma imkânı sunmaktadır. Aristotelesçi bir bakış açısıyla söyleyecek olursak, insanın bugün iyi yaşama ulaşmasını sağlayacak şey, bir başka türü, hatta bunun daha ileri bir aşaması olarak kendi türünden olanı yok sayması değil, ortak bir ilkeye dayanarak bir arada bulunduğu canlı varlıklar dünyasının yalnızca bir parçası olduğunu kabul etmesidir. Bunun için burada insanın, canlı varlıkların bu ortak ilkenin farklılaşmış yetilerine ve olanaklarına sahip olmalarıyla özel olduklarını göz önünde bulundurmasının gereği üzerinde durulmaktadır. Bu, ancak akıllı bir canlı varlık olan insanın sahip olabileceği bir farkındalık olup bugün etik-politik olanın meydana getirilmesinde de önemli bir yere sahiptir. Bunun aksi ise çağımızın bize savaşlarla, soykırımlarla, mülteci sorunuyla, doğanın tahribatıyla gösterdiği gibi, insanlığı yıkıma götüren serüvenlere neden olmaktadır.