Fârâbî ve İbn Sînâ'da tahayyül kavramı


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NURSEMA KOCAKAPLAN

Danışman: Hidayet Peker

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Fârâbî ve İbn Sînâ'nın tahayyül yetisi hakkındaki görüşleri psikoloji, epistemoloji, nübüvvet, siyaset gibi birçok alanı kapsayıcı ve felsefî birikime katkı sağlayıcı nitelikte önemli bir tartışma konusudur. Bu çalışmada Antik Yunan filozoflarının phantasiaya ilişkin fikirleri ve Fârâbî ile İbn Sînâ'nın tahayyül gücüne dair açıklamaları karşılaştırmalı olarak aktarılmış, İslam filozoflarının bu konuda ortaya koyduğu farklılıklara, değişimlere, yeniliklere değinilmiştir. Fârâbî ve İbn Sînâ'nın mütehayyile gücüne dair açıklamaları dört aşamalı olarak ele alınmıştır: (a) Tahayyül kavramının felsefî literatürdeki kavramsal serüveninde Antik Yunan filozoflarının etkisi ve İslam felsefesine intikalde phantasianın şekilsel-anlamsal dönüşümünün tercüme eserlerdeki takibi (b) Fârâbî ile İbn Sînâ'nın nefs teorisi bağlamında tahayyül yetisinin fizyolojisi (c) Faal Aklın insana etkisinde akıl-tahayyül yetileri arasındaki ilişki ve tümel-tikel içerikte olan verileni kabulde tahayyülün taklit fonksiyonu (d) Uyku ile uyanıklık gibi hallere göre tahayyülün işlevlerindeki farklılığın nübüvvetle bağlantısı ve filozofun, nebinin, ilk başkanın yasa koymasında tahayyül yetisinin rolü. Bu çerçevede "Fârâbî ve İbn Sînâ'nın tahayyül konusunda Antik Yunan filozoflarından etkilendiği noktalar nelerdir?"; "Fârâbî ve İbn Sînâ'nın tahayyülle ilgili özgün düşünceleri nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Bu sorular çözüme kavuşturulurken nebinin farklı bilinç düzeylerini tecrübe ettiği nübüvvetin gerçekleşmesinde akıl ve tahayyül yetisine ait işlevlerin belirginleştirilmesine özen gösterilmiş; Faal Aklın tahayyül yetisi mükemmel olan insana etkisinin nesnel dünyada algılanabilmesine olanak sağlayan görme teorilerinin nübüvvet meselesine dâhil edilmesi incelenmiş; Fârâbî'nin kehâneti nübüvvete dönüştürmesi konusu üzerinde durulmuş; nübüvvetin delilik ve sihirden üstünlüğü ispatlanmaya çalışılmıştır.