Molla Şeyh el-Kürdî ve Şerhu'l-Havrâ ve'z-Zevrâ adlı eseri - tahkik-inceleme -
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: REMZİ UYĞUZ
Danışman: Ulvi Murat Kılavuz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:17. yüzyıl Osmanlı âlimlerinden Molla Şeyh el-Kürdî, Devvânî'nin mebde (başlangıç) ve meâd (âkıbet) konularına ilişkin görüşlerini yansıtan ez-Zevrâ' ve el-Havrâ' adlı eserleri üzerine bir şerh kaleme almıştır. Kürdî bu şerhinde, özellikle başlangıç seviyesindeki öğrencilerin anlayış düzeyine uygun biçimde, Devvânî ve onun eserlerinin bir başka şârihi olan Kemâleddin el-Lârî'nin açıklamalarını tasvir, tahlil ve kritiklere tâbi tutmaktadır. Ayrıca eserde, vahdet-i vücûd (varlığın birliği) ilkesini merkeze alan tartışma ve açıklamalara da yer verilmektedir.Bu tezde, Kürdî'nin özelde ez-Zevrâ' ve el-Havrâ' şerhleri, bu bağlamda da İslâm ilim geleneği içerisindeki yeri, şerhinde kullandığı yöntem ve metotlar, Devvânî ve Lârî'ye karşı takındığı entelektüel tutum ile Lârî'nin kaleme aldığı şerhle arasındaki ilişki araştırılarak bu sorulara cevap bulunması amaçlanmaktadır. Çalışmada öncelikle kaynaklarda hakkında yeterli bilgi bulunmayan el-Kürdî'nin hayatı ve eserleri tespit edilerek tanıtmaya çalışılmıştır. Ardından, onun kaleme almış olduğu şerh ve bu şerh çerçevesinde yer alan metinlerle ilgili veriler sunulmaktadır. Araştırmanın önemli bir bölümünü, henüz yazma halinde bulunan Şerhu'l-Havrâ' ve'z-Zevrâ' adlı eserin edisyon kritiği oluşturmaktadır. Ayrıca risâlenin muhtevası betimlenip tahlil edilerek çalışmanın başında yöneltilecek sorulara cevaplar aranmaktadır.Molla Şeyh el-Kürdî, gelenek içerisinde özgün görüşler ortaya koymaktan ziyade, mevcut doktrinleri açıklayıcı yaklaşımı, kullandığı yöntem ve tekniklerle dikkat çekmektedir. Ayrıca gelenekteki benzer şerh örneklerine kıyasla dil tefsirlerine daha fazla yer vermesi ve bu alanda eleştirel yorumlarda bulunması bakımından da ayırt edici bir nitelik arz etmektedir. Bununla birlikte, eserde varlığın birliğini benimsediğine dair açıklamaları, tenkitleri ve itirazları, onun vahdet-i vücûd anlayışını sahiplendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, kelâmcıları ve filozofları eleştirmekten de geri durmadığı görülmektedir.