Allojenik kemik iliği nakli yapılan hematolojik maligniteli hastalarda, nakil sonrası erken dönemde gelişen febril nötropeni ataklarının klinik ve mikrobiyolojik olarak retrospektif değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA PALA

Danışman: Vildan Özkocaman

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) sonrası enfeksiyonlar morbidite ve mortalite için büyük bir risk faktörü olup, erken evrelerde yaygın bir komplikasyondur. Çalışmamız, allojeneik HKHN sonrası erken dönemde gelişen febril nötropeni ataklarının klinik ve mikrobiyolojik olarak incelenmesi, enfeksiyonların epidemiyolojik özelliklerinin ve risk faktörlerinin araştırılması, böylece enfeksiyon bulguları ortaya çıkmadan önce olabildiğince erken tanı ve tedaviye yön vermek için temel sağlamayı amaçlamaktadır. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Kök Hücre Nakli Ünitesinde 2011 Haziran-2021 Mart tarihleri arasında allojeneik HKHN yapılan 133 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların 115'inde (%86,5) febril nötropeni (FEN) izlendi. FEN gelişme riski cinsiyet, yaş ve komorbid hastalık durumuna göre farklılık göstermezken, primer hastalık tanısına göre farklılık göstermekteydi (p=0,040). Özellikle ALL tanılı hastalarda aplastik anemi hastalarına göre daha yüksek oranda FEN gelişimi gözlendi. Bununla birlikte grade III-IV mukoziti olanlarda, akut GVHD gelişimi ve buna bağlı steroid kullanılan hastalarda FEN gelişim oranları anlamlı olarak yüksekti. FEN ataklarının %33'ü MTİ (mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış enfeksiyon), %46,2'si KTİ (klinik olarak kanıtlanmış enfeksiyon) ve %20,8'i FUO (nedeni bilinmeyen ateş) kategorisinde değerlendirildi. Hastaların nakil değişkenleri ile kültürlerinde üreme ilişkisi incelendiğinde, kadınlarda periferik kan kültüründe gram negatif bakteri üreme oranının erkeklere göre daha yüksek olduğu görüldü. Bununla birlikte hipertansiyon öyküsü bulunan hastalarda kan ve katater kültürlerinde gram negatif bakteri üreme oranı daha yüksekti. Periferden ve kataterden alınan kan kültürlerinde üreme görülme oranı sırasıyla %23,4 ve %16,5 olup yine sırasıyla %59,4-%70 gram pozitif (GP), %40,5-%30 gram negatif (GN) üreme saptandı. En sık GP bakteriyel etken Koagulaz negatif staphyolococcus (KNS) üremesi olup sırasıyla %59,4 ve %66,6 oranında görüldü. GN etkenlerden ise en sık Escherichia coli (E.coli) olup sırasıyla %73,3 ve %66,6 oranında görüldü. İdrar kültürlerinin %8,6'sında üreme tespit edildi ve tümü gram negatif bakteri ve en sık E.coli üremesi saptandı. Bilinenin aksine uzamış nötropeninin (≥21 gün) ve nötropeni derinliğinin FEN gelişimi ve kültür üremesi ile ilişkisi gösterilemedi. Sonuç olarak FEN ataklarında hasta yönetiminin, mortalite ve morbiditeye kritik etkilerinden dolayı, hasta özelliklerinin ve risk faktörlerin iyi bilinmesi, merkezlerin kendi mikroorganizma profilini yakından takip etmesi ve tedavi protokolü oluşturması büyük öneme sahiptir.