Erken Alman Romantikleri ve Deleuze Bağlamında Öznenin Yersizyurtsuzlaşması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, İLAHİYAT FAKÜLTESİ, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ BÖL., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖMER FARUK ATEŞ
Danışman: Kasim Küçükalp
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Akıl merkezli evrensel özne, çağdaş düşünce içerisinde radikal eleştirilerin odağı olmuştur. Bu eleştiriler özellikle tarih, zaman, dil ve kültür gibi etki alanlarının özneyi teşkil edici gücünün yadsınmasıyla bağlantılı biçimde çokluğun ve farklılığın evrensellik iddiasıyla örtülmesi çerçevesinde belirginleşir. Modern özneye duyulan bu hoşnutsuzluk, on sekizinci yüzyılın sonu itibarıyla Erken Alman romantizminin aydınlanmanın evrensel özne kavrayışına eleştirisinde de mevcuttur. Romantikler tarihin, mekânın dolayımında bilinç dışı addedilen yetilerin esnek ve geniş sınırlarında hareket eden şiirsel, gezgin bir özne portresine işaret ederken aynı zamanda çeşitliliği ve başkalığı olumlar. Bu bağlamda postyapısalcı ve postmodern düşüncede öznenin merkezsizleşmesiyle farklılığa, çokluğa açılan varoluş biçimlerinin yaratılmasını salık veren felsefesiyle Gilles Deleuze, öznenin yersizyurtsuzluğuna ve göçebeliğine vurguyla merkezin yıkıldığı, dağıldığı bir perspektif sunmasıyla romantik bakış ile yakın bağlamlara sahiptir. Zira öznenin aklın aynılığına hapsolarak bir merkezi sahiplenmesinin aksine zaman ve mekânın içinde hareket eden gezginliği, Erken Alman romantikleri olarak özellikle Friedrich Schlegel ve Friedrich Von Hardenberg namıdiğer Novalis'in epistemolojik, ontolojik alımlamaları sonucunda edebi stratejileri kucaklayan felsefelerinde de temayüz eder. Bu manada temelcilik eleştirisi, yaşam ve içkinlik vurgusu, şiirsel varoluş ve fragman mantığı öznelliğin içerimini belirleyen noktalar olması hasebiyle ele alınmıştır. Ele alınan bağlamlar itibarıyla sonuç olarak romantikler için öznenin, dünyaya yayılmakla yaşam düzlemini olabildiğince genişlikle tecrübe etmesiyle birlikte bütünlüğe ve tamamlanmaya yönelik özlemi muhafaza ettiğini söyleyebiliriz. Öznenin Deleuze perspektifindeki çehresi ise herhangi bir özleme veya bütünlüğe dayanmaması anlamında mutlak bir yersizyurtsuzlaşmadır. Sonuç olarak denebilir ki romantik vizyon, öznenin merkezden arındırılması sürecinin erken bir safhasını gösterebilmektedir. Deleuze'ün yersizyurtsuz öznesi bu anlamda mezkûr merkezsizliğin radikal boyutunu ifade eder.