Okuyan ve çalışan gençlerin benlik kavramı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Uludağ Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 1996

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHTAP ELİBÜYÜK ÖZMEN

Danışman: HANDAN ASUDE BAŞAL

Özet:

Bu bölümde araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda elde edilen sonuçlar ve daha sonra yapılacak araştırma ve uygulamalara ışık tutabilecek önerilere yer verilecektir. Bu araştırmanın amacı, okuyan ve çalışan gençlerin kendilerini algılamaları bakımından karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla, araştırmada Almanya’da Gies-sen Üniversitesinde geliştirilmiş olan “Giessen Testi-Ben Formu” (1968) kullanılmıştır. Testin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olup, Eskişehir ili Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda okuyan 18-25 yaş arası 100 öğrenci ile Çıraklık Eğitim Merkezi, Sarar ve Eti Fabrikalarında çalışan 100 çalışan gence uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin çözümlenmesi “t” testi ile yapılmış ve bulgular tablolar halinde özetlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, genel olarak okuyan ve çalışan gençlerin benlik algıları boyutunda ikinci alt ölçek olan “Dominantlık” ve beşinci alt ölçek olan “Açık olma” boyutlarında yüksek değerler aldıkları görülmüştür. Birinci “Sosyal Eşduyum” ve altıncı “Sosyal Güç” alt ölçeklerinde ortalama değerlerde yer almışlardır. Üçüncü alt ölçek olan “Kontrollü olma”da okuyan ve çalışan gençlerin “Kontrollü” boyutunda yer aldıkları gözlenmektedir. Dördüncü “Hipomanik-Depresif ’ alt ölçeğinde her iki grubun “Depresif” değer aldıkları gözlenmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda genel olarak okuyan ve çalışan gençlerin başkaları ile ilişki kurma güçlüğü olan, belli oranda depresif, rahat hareket edemeyen, sevgi duygularını gösterebilen, verici ve açık, para harcamada kontrollü, düzenli bireyler olarak kendilerini tanımladıkları gözlenmektedir. Üniversitede okuyan öğrenci gruplarının kendilerini algılama açısından farklılıklarına ilişkin bulgular ise şu şekildedir. Üniversitede okuyan kız ve erkek öğrenciler 57 karşılaştırıldığında dördüncü “Hipomanik-Depresif”, beşinci “Açık olma”, birinci “Sosyal Eşduyum” alt ölçeklerinde anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır. Buna göre birinci “Sosyal Eşduyum” alt ölçeğinde kız öğrenciler ortalama değerler alırken, erkek öğrencilerin sosyal ilişkilerinde kız öğrencilere göre olumsuz özellikler gösterdikleri saptanmıştır. Dördüncü “Hipomanik-Depresif’ alt ölçeğinde ve beşinci “Açık olma” alt ölçeğinde kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha çok depresif ve açık kişiler olarak kendilerini tanımladıkları saptanmıştır. îkinci alt ölçek olan “Domi-nanthk”la kız ve erkek öğrencilerin yüksek puan aldığı saptanmıştır. “Sosyal Güç” ve “Kontrollü olma” alt ölçeklerinde her iki grubun ortalama değerler aldığı ve anlamlı bir farklılığın bulanamadığı saptanmıştır. İlkokul mezunu çalışan gençlerin kendilerine algılama açısından farklılıklarına ilişkin bulgular ise şöyledir: İkinci “Dominant” ve üçüncü “Kontrollü olma” alt ölçeği ile dördüncü “Hipomanik-Depresif’ ve beşinci “Açık olma” alt ölçeklerinde çalışan kızlar ve erkeklerin puanları arasında farklılık anlamlı bulunmuştur. Birinci “Sosyal Eşduyum” ve altıncı “Sosyal Güç” alt ölçeğinde her iki grupda ortalama değerler almışlardır. Bunlara göre, çalışan genç kızların çalışan erkeklere göre daha “Dominant”, “Kontrollü”, “Depresif’ ve “Açık olma” özelliklerini taşıdıklarını ifade ettikleri saptanmıştır. Okuyan ve çalışan gençlerin kendilerini algılama açısından karşılaştırılmasından elde edilen bulgular şu şekildedir. Dördüncü “Hipomanik-Depresif’ alt ölçeğinde okuyan ve çalışan gençler karşılaştırıldığında .01 düzeyinde anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Bu alt ölçekte, çalışan gençler ortalama değerlerde yer alırken, okuyan gençler “Depresif’ boyutunda yer almıştır. Buna göre okuyan gençler kendilerini baskı altında hissettikleri, kendilerini eleştirmeye eğimli oldukları, kaygı, korku ve kızgınlıklarını dışa vuramadıklarını ifade etmişlerdir. Diğer alt ölçeklerde her iki grup arasında .05 düzeyinde anlamlı bir farklılığa rastlanamamıştır. Okuyan erkeklerle çalışan genç erkeklerin kendilerini algılama açısından karşılaştırılmasına ilişkin veriler şu şekildedir. Birinci “Sosyal Eşduyum” ve dördüncü “Hi-pomanik-Depresif” alt ölçeklerinde çalışan ve okuyan erkekler arasında .01 düzeyinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Buna göre çalıan erkekler “Sosyal Eşduyum” alt ölçeğinde sosyal ilişkilerinde olumlu özellikler gösterirken okuyan erkeklerin sosyal ilişkilerinde olumsuz özelliklere sahip oldukları saptanmıştır. “Hipomanik-Depresif” alt ölçeğinde okuyan erkekler “Depresif” özellikler gösterirken, çalışan erkeklerin ortalama değerlerde bulundukları saptanmıştır, ikinci “Dominantlık” alt ölçeğinde ve beşinci “Açık olma” alt ölçeklerinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Buna göre “Domi-nantlık”ta her iki grupta “Dominant” boyutunda yer almalarına rağmen okuyan erkeklerin çalışan erkeklere göre daha çok dominant özelliklere sahip oldukları görülmektedir. “Açık olma” alt ölçeğinde çalışan erkeklerin okuyanlara göre daha açık oldukları söylenebilir. Diğer alt ölçeklerden elde edilen sonuçlara göre .05 düzeyinde anlamlı bir farklılığa rastlanamamıştır. Okuyan kızlarla çalışan genç kızların kendilerini algılama açısından farklılıklarına ilişkin bulgular ise şu şekildedir: Beşinci “Açık olma” alt ölçeğinde okuyan ve çalışan genç kızlar arasında .05 düzeyinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Buna göre bu alt ölçekte, çalışan genç kızlar ortalama değerler alırken, okuyan genç kızların çalışanlara göre daha açık oldukları söylenebilir. Yani okuyan kızlar, çalışan kızlara göre sevgi duygularını daha fazla gösterme, verici olma, çevresine daha çok güvenme eğiliminde olduklarını ifade etmişlerdir. Diğer alt ölçeklerden elde edilen bulgulara göre her iki grup arasında .05 düzeyinde anlamlı bir farklılığa rastlanamamıştır. Bu bulgular doğrultusunda sonuç olarak, 1. Aynı yaşlardaki okuyan gençlerin, aynı yaşlardaki çalışan gençlere göre daha depresif eğilimler taşıdıkları saptanmıştır. 2. Cinsiyete göre, üniversitede okuyan erkeklerin, kızlara göre sosyal ilişkilerinde daha “Olumlu Sosyal Eşduyum” gösterdikleri, okuyan kızların erkeklere göre daha depresif eğilimler gösterdikleri ve daha açık oldukları bulunmuştur. 3. Cinsiyete göre, ilkokul mezunu çalışan kızların erkeklere göre daha dominant, kontrollü, depresif ve açık olma özelliklerini gösterdikleri saptanmıştır. 4. Okuyan erkekler çalışan erkeklere göre daha olumsuz sosyal eşduyum, dominant, daha depresif özellikler gösterirken, çalışan erkeklerin de okuyan erkeklere göre daha olumlu sosyal eşduyum gösterdikleri ve daha açık oldukları saptanmıştır. Okuyan kızların da, çalışan kızlara göre daha açık oldukları saptanmıştır. Araştırmada, okuyan ve çalışan gençlerin kendilerini algılamaları Giessen Testinin altı alt ölçeği doğrultusunda değerlendirilmiştir. Üniversite denek grubu “Hipomanik-Depresif’ alt ölçeğinde depresif boyutta yer almıştır. Gerçekte öğrencilerin depresif özellik gösterdiklerini belirtmelerine neden olan faktörlerin araştırılması, onların ruh sağlığı açısından önem taşımaktadır. Öğrencilerin depresyonlarının düzeyi ve nedenlerini saptamaya yönelecek araştırmalar, onlara verilecek ruh sağlığı hizmetleri açısından önem taşımaktadır. Üniversitede vize, sınav, teorik derslerin yoğunluğu gözönüne alınırsa, bu konuda teorik derslerin yükünün azaltılması, araştırma ve uygulamaya da ağırlık verilmesi öğrencileri altında bulundukları baskıdan kurtarabilir. Benlik kavramının çeşitli boyutlarında cinsiyete göre farklılaşmanın sebebi, aile eğitimi ve kızlara yüklenen sosyal rol önemli görülmektedir. Bu konuda yapılacak araştırmalar, kız ve erkeklerin benlik kavramlarındaki farklılık ve benzerliğin üzerinde ailenin ve çevrenin rolünü saptamada önemli bilgiler verebilir. Ayrıca sosyo-ekonomik düzeyin de benlik kavramı üzerinde etkisi gözönünde tutularak, bu konuda yapılacak araştırmalarda bu durumun dikkate alınması önemli görülmektedir. Ayrıca eğitim düzeyinin de benlik kavramı üzerinde etkisini daha iyi anlamayı sağlayacak büyük denek gruplarıyla yapılacak araştırmalar, gençlerimizin daha olumlu benlik kavramı geliştirmeleri açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmada kullanılan Giessen Testi benlik kavramı değerlendirilmesinde çok yönlü bilgiler veren bir araç görünümündedir. Bu aracın çeşitli denek grupları üzerinde yapılacak araştırmalarda kulllanılması önerilmektedir.