Hipotalamik Nöroendokrin Hücre Aktivasyonunda Glutamat Agonistlerinin Rolü
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İlker Mustafa KAFA
Danışman: Özhan Eyigör
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Glutamat agonistlerinin hipotalamustaki belirli nöron grupları üzerine olan etkileri, çalışmanın ana amacını oluşturmuş ve bu çerçevede sıçan beyinlerinde, vazopresin, oreksin ve kisspeptin nöronlarının dağılımları ve glutamaterjik sistem ile olan reseptör ve aktivasyon düzeyindeki ilişkileri incelenmiştir. İlgili alanlarda, farklı glutamat agonistlerinin ve antagonislerinin adı geçen nöron gruplarına olan etkileri immünohistokimyasal yaklaşımla araştırılmıştır. Çalışmanın ana iskeletinde, glutamatın NMDA ve non-NMDA reseptörlerine ait agonistlerinden AMPA ve kainik asitin (ve antagonistlerinin) intraperitoneal olarak uygulanmasını takiben ilgili nöron popülasyonları c-Fos ekspresyonu açısından değerlendirilmiştir. Oreksin nöronları açısından, bu nöron grubunun, glutamaterjik inervasyon aldığı, AMPA ve kainik asit reseptör altbirimlerini eksprese ettikleri ve non-NMDA agonistleri ile aktivasyon gösterip, uygun antagonist ile baskılanabildiği gösterilmiştir. Vazopresinerjik sistem açısından da vazopressin nöronları üzerinde glutamat agonistlerinin uyarıcı etkileri olduğu, glutamatın etkisini vazopressin nöronlarında reseptörleri aracılığı ile yaptığı bulunmuştur ve daha ileri çalışmalarımız için bu sonuçların ışık tutucu ve yol gösterici olduğu düşünülmüştür. Nispeten daha yeni bir alan olan kisspeptin nöronları konusunda elde ettiğimiz dağılım alanları ve glutamaterjik sistemle olan bağlantılarına yönelik sonuçlar, bu nöronların çalışma alanımızın da ötesinde daha pek çok fonksiyonel bağlantısı ve görevi olduğunu da göstermektedir. Çalışmalarımız sonucunda da literatürdeki veriler ile uyumlu olarak kisspeptin nöronlarının glutamat agonistleri ile aktivasyon gösterip, uygun antagonist ile baskılanabildiği morfolojik düzeyde gösterilmiş ve diğer metodlar ile elde edilen sonuçlara katkı sağladığı düşünülmüştür.