Samuel Beckett'in ilk dönem oyunlarında yabancılaşma, iletişimsizlik ve kimlik temsilinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA SAYLAK

Danışman: Mustafa Berkay Aydın

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Samuel Beckett'in ilk dönem tiyatro eserlerinin ele alınarak yabancılaşma, iletişimsizlik ve kimlik temsili temalarını incelemeye tabi tutmaktadır. Beckett'in eserlerindeki karakterler, modern toplumun insanı yalnızlaştırıcı, kimliksizleştirici ve yok edici etkilerinin tesiri altındaki durumunun sahnedeki güçlü bir temsilidir. Bu bağlamda Beckett, bireyin toplum içinde kendini tanımlama çabasının ve kimlik arayışının, iletişimsiz kalarak ne hale sürüklendiğini ustalıkla ortaya koymaktadır. Beckett'in minimalizm ile tasarladığı sahne dili, bireyin kendisine ve toplumuna yabancılaşmasının en iyi ifadesi olarak, varoluşsal krizlerini ve yok oluşunu ustalıkla anlatan bir yapıya sahiptir. Çalışmada Beckett'in ilk dönem tiyatro eserleri, önemli kuramlar çerçevesinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Marx'ın kapitalist toplumun bireylerin emeğine ve kendisine yabancılaşması, Beckett'in yapıtlarındaki karakterlerin kendi varoluşlarından kopuk halleri ile örtüşmektedir. Durkheim'ın anomi kavramı, bireyin toplumsal krizlerin bir sonucu olarak bocalamasını ifade etmektedir; bu durumun etkisi Beckett'in karakterlerinin amaçsız bekleyişi ve yönsüz kimlik arayışı üzerinden okunmaktadır. Beckett'in oyunları, toplumsal durum ve kimliksizleşmenin bireyleri nasıl kırılganlaştırdığını ve bireyin zamanın muğlaklığında saf dışı kalışını, tabiri caizse hiçleştikleri anı ortaya koymaktadır. Beckett, bireyin, tarihin geldiği noktadaki halini, iktidarların bireyin üstündeki kimliksizleştirme gücünü, radikal bir biçimde ortaya koyarak, absürt tiyatro aracılığıyla karşı bir eleştiri mekanizması inşa etmiştir. Bu çalışma, Beckett'in ilk dönem eserlerinin modern toplumun bireylerini nasıl kimliksizleştirdiğini, yalnızlaştırıldığını ve yabancılaştırdığını sosyolojik bir perspektifle ele alarak, birey ve toplum-iktidar arasındaki çatışmalı ilişkiyi ve bu ilişkinin bireyleri nasıl aşındırdığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Beckett'in ilk dönem tiyatro eserlerinden hareketle bireylerin, toplumsal tarihin geldiği noktada kendilerini çaresizce aradığı, bekleyerek inşa etmeye çalıştığı ve anlam arayışını sürdürmenin zorluğuyla nasıl kırılganlaştığını göstermeyi amaçlamıştır.Bu çalışma, Beckett'in ilk dönem tiyatro eserleri üzerinden, modern toplumsal hayatın güçlü eleştirilerini gün yüzüne çıkarmak için başka çalışmalara kapı aralaması umduğumuz bir giriş çalışması olarak değerlendirilmelidir.