Mevcudiyet metafiziği bağlamında hâkim hümanistik Batı düşüncesinin eleştirisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZÜBEYİR USTABAŞI

Danışman: KASİM KÜÇÜKALP

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu doktora tezi, Mevcudiyet Metafiziği Bağlamında Hâkim Hümanistik Batı Düşüncesinin Eleştirisi başlığı altında, Batı düşünce geleneğinin epistemolojik ve ontolojik yönelimlerini belirleyen mevcudiyet metafiziğinin kökenlerini, dönüşümlerini ve eleştirilerini incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, metafiziği yalnızca "varlık nedir?" sorusuna verilen yanıtların tarihsel bir dizgesi olarak değil, insanın kendini, bilgiyi ve hakikati kavrayış serüveni olarak değerlendirmektir. Bu çerçevede Aristoteles, Batı metafiziğinin kurucu figürü olarak konumlandırılmaktadır. Onun, Parmenides ve Platon'un bütünlükçü doğa anlayışından ayrılarak varlığı ousia (töz) kavramı etrafında kurması, dunamis (potansiyel) ile energeia (fiilîlik) ayrımı üzerinden varlığı mevcudiyet formunda sistemleştirmesi ve kinesis (hareket) ile metabole (değişim) kavramlarını kategoriler sistemi içerisinde düşünmesi, Batı felsefesindeki köklü dönüşümün başlangıcını teşkil etmiştir. Böylece Aristoteles, varlığı insan aklının kavranabilir kategorilerine yerleştirerek hem bilimlerin tasnifine zemin hazırlamış hem de hümanistik düşüncenin temellerini atmıştır. Onun sophia (bilgelik) ve philosophia (felsefe sevgisi) kavramlarına yüklediği yeni anlamlar ise psukhe (ruh) merkezli geleneği aşarak, nous (akıl) merkezli bir yaklaşımı hâkim kılmıştır. Tez, Aristoteles'in kurduğu bu mevcudiyet metafiziğinin modern dönemde Augustinus'un zamanı içselleştiren analizi, Descartes'ın cogito formülasyonu, Kant'ın zamanı transandantal biçimde kurması ve Husserl'in "yaşayan şimdi" kavramıyla yeniden yorumlaması üzerinden nasıl mutlaklaştırıldığını ortaya koymaktadır. Bu tarihsel hattın eleştirisi ise, Heidegger'in "Varlığın unutuluşu" teşhisiyle Dasein'ın ekstatik zamansallığını ön plana çıkarması ve Derrida'nın différance, iz ve ek kavramlarıyla logosentrik mevcudiyet anlayışını radikal biçimde sorgulamasıyla derinleşmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma Aristoteles'ten Derrida'ya uzanan düşünsel serüveni takip ederek, Batı metafiziğinin kurucu yapısını ve onun eleştirileri üzerinden açılan post-metafizik düşünce imkânlarını ortaya koymaktadır. Tezin özgün katkısı, Aristoteles'in varlık anlayışını modern hümanistik paradigmanın kökensel temeli olarak yeniden değerlendirmesi ve Heidegger ile Derrida'nın eleştirileri ışığında felsefenin kendini yenileme kapasitesini göstermesidir.