benzilaminopurinin (BAP) farklı dozlarının Allium tuncelianum'un mini soğanlarından bitki gelişimine olan etkilerinin belirlenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FEYYAZ KARCIOĞLU

Danışman: Meryem İpek

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Tunceli veya Ovacık sarımsağı (Allium tuncelianum Kollman), Türkiye'nin doğusunda Tunceli'nin Munzur Vadisi'nde başta Tunceli, Sivas ve Erzincan illerine endemik olan tek dişli bir yabani Allium türüdür ve sınırlı olarak bu illerde ve komşu illerde mutfaklarda kullanılmaktadır. Bitki, yemek pişirmede kullanılmak üzere doğadan toplanmakta ve bu durum bitkinin neslinin tükenmesiyle tehdit etmektedir. Tunceli sarımsağının genel olarak kullanılan sarımsağa (Allium sativum) göre daha yüksek antiradikal aktivite gösterdiği ve daha fazla toplam fenolik bileşik içerdiği ve iyi bir doğal antioksidan özelliklerine sahip olduğu belirtilmektedir. Tek dişli olması, kabuk sayısının kültür sarımsağı ile karşılaştırıldığında daha az (genellikle 1 adet) olması gibi özellikleri nedeniyle sanayide olduğu kadar tüketimde de kullanım şansı bulunmaktadır. Allium tuncelianum çiçekleri diğer Allium türleri gibi şemsiye çiçek yapısındadır ve çiçeklerinde yeterli tohum üretimi olmaktadır. Ancak tohumlarında görülen dormansi nedeniyle tohumların çimlenme yüzdesi düşük olmakta ve çimlenme süreleri uzamaktadır. Bu durum Tunceli sarımsağının üretimini kısıtlamakta ve endemik olan bu türü doğadan kaybolma riski ile baş başa bırakmaktadır. Bu tez çalışmasında A. tuncelianum mini soğanlarına 0, 1000, 2000, 3000 mg L-1 6-benzilaminopurin (BAP) sera koşullarında muamelesi ile gelişen bitkilerde ve yeni soğan oluşumuna olan etkilerin izlenmesi ile bu mini soğanların alternatif bir vegatatif üretim materyali olarak kullanımına yönelik potansiyellerinin tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlarda olumlu etkiler tespit edilmiş olup sonuçlar umut verici olarak değerlendirilmektedir.