Amasra Müzesi kazılarında ele geçen sırlı Bizans seramikleri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, SANAT TARİHİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUSUF GÜL
Danışman: Filiz İnanan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amasra, Batı Karadeniz kıyısında yer alan bir ilçedir. Bölge, doğal limanlara ev sahipliği yapmasından dolayı Antik Çağlar'dan itibaren önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Antik kaynaklar göz önünde bulundurulduğunda Amasra'nın, MÖ 7. Yüzyıldan itibaren yerleşim gördüğü kabul edilmektedir. Makedon Kralı III. Aleksandros ölümünden sonra, günümüz Amasra'sına ismini veren Kraliçe Amastris ve eşi Tiran Dionysios bu bölgede bağımsız krallıklarını kurmuşlardır. Dionysios'un ölümünün ardından, krallığın başına geçen Amastris başarılı bir yönetim sergilemiştir. MÖ 72 yılından sonra Paphlagonia Bölgesi, Roma hakimiyeti altına girmiştir. Bu dönemden itibaren kent stratejik önemini artırmıştır.MS 190'lı yıllara gelindiğinde ulaşımı kolay bir kent olmayan Amasra'da Hristiyanlığın tam anlamıyla faaliyet gösteren bir din haline geldiği görülmektedir. Hristiyan inancının yasal bir zemine oturması ile Amasra, Bizans Devleti'nin en önemli piskoposluk merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu dönem itibari ile Amasra halkının uzunca bir süre refah içinde yaşadığı görülmektedir. MS. 11 yüzyıldan itibaren Anadolu'da yoğunlaşan Türk fetihleri, Bizans İmparatorluğunun iyiden iyiye güç kaybetmesine neden olmuştur. Amasra'nın tekrardan ihya olunması ise Cenevizlilerin buraya yerleşip, ticaret yapmaya başlamaları ile gerçekleşmiştir. 1461 yılına gelindiğinde Sultan II. Mehmed tarafından düzenlenen Trabzon seferi sırasında Amasra fethedilerek Osmanlı toprağı haline gelmiştir. Tez çalışmamız kapsamında Amasra'da 2020 ve 2022 yılları içerisinde beş farklı sondaj kazısında ele geçmiş olan sırlı seramikler incelenmiştir. Seramikler hem günlük yaşamda hem de dini mekanlarda yaygın olarak kullanılmışlardır. Dönem bağlamında düşünüldüğünde dekoratif yönleri oldukça yüksek olan bu sanat eserleri üzerinde pek çok farklı bezeme tekniği geliştirilmiştir. Böylece seramikler ele geçtikleri bölgelerde, kültürel ve sanatsal mirasın yansıması olarak önemli bulguları sanat eserleri arasında yer edinmişlerdir.