Zygmunt Bauman'ın holokost yorumu bağlamında modernitenin yıkıcı potansiyelinin güncel tezahürü: İsrail'in Filistin'deki işgal ve soykırımı


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SOSYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MARIAM MENAWI

Danışman: Enes Battal Keskin, Mehmet Ulukütük

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Zygmunt Bauman'ın Modernite ve Holokost (1989) eserinde geliştirdiği kuramsal yaklaşımı temel alarak modernitenin rasyonel, bürokratik ve teknik aklının yıkıcı potansiyelini Filistin bağlamında analiz etmektedir. Bauman'a göre Holokost, irrasyonel bir tarihsel sapma değil; modernliğin düzen, verimlilik, sınıflandırma ve kontrol ilkelerinin insansızlaştırıcı biçimlerde uygulanmasının doğrudan sonucudur. Bu tez, söz konusu kuramsal çerçeveyi 1948 Nekba'dan günümüze İsrail'in Filistin'de yürüttüğü işgal, etnik temizlik ve sistematik şiddet pratikleriyle ilişkilendiren özgün bir katkı sunmaktadır. Araştırma, Holokost ile Filistin'de yaşanan süreçler arasında tarihsel, yapısal ve ideolojik benzerlikler bulunduğu hipotezine dayanmaktadır. Bu doğrultuda Nazizm'in ulusalcı modern mantığının ürettiği tecrit, gettolaştırma, nüfus mühendisliği, bürokratik şiddet ve sivillerin hedef alınmasını rasyonelleştiren mekanizmalar; İsrail'in Batı Şeria'daki kontrol noktaları, ayrım duvarı, yerleşimci politikaları ve özellikle Gazze'ye yönelik çok katmanlı kuşatma rejimiyle karşılaştırılmıştır. Araştırmacının Almanya ve Polonya'daki Holokost mekânlarına gerçekleştirdiği saha ziyaretleri, mekânsal tecrit ve şiddetin modern teknik akıl tarafından nasıl organize edildiğine dair analizi güçlendirmiştir. Elde edilen bulgular, hem Nazizm'in hem Siyonizmin modern ulus-devlet rasyonalitesini temel aldığını; "öteki"nin tasfiyesini teknik, hukuki ve bürokratik araçlarla meşrulaştırdığını göstermektedir. Gazze'de uygulanan yakma, aç bırakma, susuz bırakma ve zorunlu yerinden etme politikaları, modernitenin araçsal aklının güncel ve ölümcül bir tezahürü olarak ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak çalışma, Filistin'de yaşananların yerel bir çatışma değil, modern aklın ürettiği küresel bir şiddet düzeninin devamı olduğunu ortaya koymakta; Bauman'ın teorisini bu trajediyi anlamada güçlü bir analitik araç olarak konumlandırmaktadır.