Sadreddin Konevi'nin bilgi anlayışı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Uludağ Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DORİAN DEMETJA

Danışman: HİDAYET PEKER

Özet:

13. asırdaki tasavvuf, Muhyiddin ibnü'l Arabî ve Sadreddin Konevî ile birlikte yeni bir döneme girmiştir. Artık tasavvuf bir tür metafiziktir ve Konevî, metafiziği bir ilim olarak tasavvufî yöntem etrafında konu, mesele ve ilkeleri ile birlikte ele almıştır. O, sübjektif bilgiler için miyar işlevi görecek bir metafizik ilmi oluşturmaya çalışmıştır. Konevî'ye göre bilginin gerçekleşmesi için bilinen ile bilen arasında irtibat veya münasebet olması lazım gelir. Bu konuda Konevî, aklın bir şeyin varlığını bilmek ile o şeyin mahiyetini veya hakikatini bilmek arasında ayırımını yapmaktadır. Böylece Konevî, Tanrı'nın mutlaklığının insan tarafından bilinemeyişinin sebebini ikisi arasında herhangi bir münasebet bağının olmayışıyla açıklar. Konevî'ye göre insanın gerçeği bulmada yararlanacağı temel üç kaynak: Duyular yoluyla elde edilen veriler, sufilerin bilgiye ulaşma yöntemi olan müşahede ve keşf, bir de vahiydir. O, vahiy-akıl-keşif arasında bir ahenk kurarak tahkik kaidelerini bu üçlü kaynağa dayandırdığını belirtir. Başka bir ifade ile Konevî'nin bilgi anlayışı bu üç unsurun bir karışımıdır. Konevî, aklın yetersizliği karşısında bilgiye ve hakikate ulaşmanın başka bir yöntemi müşahede ve keşif yolu olduğunu vurgulamaktadır. Bu tavrıyla o, ilk kez bu derece açık ve kesin bir üslupla müşahede yöntemini, burhan yönteminin yanında insanları gerçeğe ulaştıran ikinci bir yöntem olarak ortaya koymuştur. Konevî, müşahede ve keşf yöntemin Tanrı bilgisine ulaştırdığını kabul etse bile, nihayette Tanrı'nın bilinmesi Tanrı'nın irade ve inayetine bağlanır. Ona göre, Allah'ın Zat'ını bizatihi bilmek mümkün olmayıp ancak O, sıfat ve isimleri yoluyla bilinebilir. Fakat bunların sırrına vakıf olmak sadece keşifle olur.