Arap-Fars ilişkileri (Başlangıcından Emevîlerin yıkılışına kadar)


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, İSLAM TARİHİ VE SANATLARI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF KÜBRA ASLANDOĞDU

Danışman: Adem Apak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, İslâm öncesinden Emevîlerin yıkılışına kadar Arap-Fars ilişkilerini siyasî, idarî, iktisadî ve dinî boyutlarıyla ele almaktadır. İslâmiyet öncesi dönemde Araplar ve Farslar arasındaki ilişkiler, büyük ölçüde ticaret, diplomatik temaslar ve askerî mücadeleler çerçevesinde şekillenmiştir. Sâsânîler, İran kimliğini Mecûsîlik etrafında inşa ederek güçlü bir idarî ve bürokratik sistem oluşturmuş, bu sistem İslâmî fetihler sonrasında da etkisini sürdürmüştür. İslâmiyet'in doğuşuyla birlikte Arap-Fars ilişkileri yeni bir boyut kazanmıştır. Müslüman Araplar, İran'da hâkimiyet kurduklarında köklü ve gelişmiş bir medeniyetle karşılaşmışlardır. Nitekim, Araplar Farslardan idarî ve malî sistemler konusunda büyük ölçüde etkilenmiş, Fars unsurlar bürokraside ve yönetimde önemli roller üstlenmiştir. Ancak bu durum, Arapların Câhiliye ve İslâm dönemlerinde özgün bir medeniyet inşa edememiş bir toplum olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Araplar, İslâm öncesi dönemde de yönetim kabiliyetleriyle öne çıkmış ve kurdukları devletler aracılığıyla güçlü idarî gelenekler oluşturmuşlardır. Aynı zamanda, dil, din, hukuk ve sanat gibi alanlarda Fars toplumuna çeşitli etkilerde bulunmuş, uzun vadede karşılıklı etkileşim sonucunda sosyolojik yapıları giderek birbirine karışmıştır. Zamanla iki toplum arasındaki kültürel etkileşim öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, belirli bir aşamadan sonra hangisinin diğerine daha fazla etki ettiği kesin olarak belirlenemez hâle gelmiştir. Sonuç olarak araştırma, Arap-Fars etkileşimini yalnızca siyasî mücadeleler bağlamında değil, kültürel ve dinî etkileşim çerçevesinde de ele almaktadır. İran'ın Müslümanlaşma süreci, İslâmî yönetimle bütünleşme dinamikleri ve karşılıklı kültürel alışveriş, ilişkilerin uzun vadeli dönüşümünü belirleyen temel unsurlar arasında yer almıştır. Bu çerçevede, Arap ve Fars toplumlarının etkileşimi, tek yönlü bir süreç olmaktan çok, karşılıklı dönüşüm ve bütünleşme süreci olarak değerlendirilmiştir.