Altıntaş kökenli mezar stelleri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İBRAHİM ARCAGÖK
Danışman: Mustafa Şahin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Doktora tezimizin konusunu Kütahya, Altıntaş / Soa kökenli olabilecek mezar stelleri oluşturmaktadır. Tezimizi Altıntaş'ta üretildiğini düşündüğümüz 194 adet mezar steli oluşturacaktır. Roma İmparatorluk Dönemi'nde Anadolu'da Frigya bölgesinde kırsal bir nüfus yaşamaktadır. Döneme dair önemli izler barındıran, günümüze kadar ulaşmayı başarabilmiş heykeltıraşlık eserleri içerisinde bir grubu oluşturan mezar stellerinin yerel stilde üretildiği anlaşılmaktadır. Altıntaş, bölgede kendine özgü mezar steli üretmeyi başarabilmiş yerleşimlerden bir tanesidir. Bursa Arkeoloji Müzesi mezar steli koleksiyonunda yer alan bir grup stel kendine özgü özellikleri ile dikkat çekmektedir. Bu nedenle tezimizde bu grubun mercek altına alınmasına karar verilmiştir. Yaklaşık 1908 yıllarından bu yana yapılan bilimsel yayınlarda Altıntaş mezar stellerinden bahsedilmektedir, ancak bugüne kadar bu steller bir ana başlıkta ele alınmamıştır. Yaptığımız araştırmalar neticesinde Altıntaş kökenli mezar stellerinin yerelde kalmadığı, yurtiçinde ve yurtdışında değişik müzelere dağıldığı anlaşılmaktadır. Tezimiz kapsamındaki mezar stellerinden 134 tanesi daha önce değişik çalışmalarda yayımlanmış, 60 tanesi ise ilk defa tarafımızdan ele alınacaktır. Böylece Altıntaş mezar stelleri bir başlık altında toplu olarak ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınmış olacaktır. Yaptığımız literatür araştırmasına göre mezar stellerimizin üretim yerine konu antik kent Soa'dır. Bu antik kent günümüzde Kütahya İlinin, Altıntaş İlçesi sınırlarında yer alan ve ilçenin yaklaşık 9 km doğusunda ilçe ile aynı isme sahip olan Altıntaş Köyü sınırları içerisinde kalmaktadır. Soa ile ilgili de yeterli araştırma yapıldığı söylenemez. Altıntaş Köyü içerisinde çok sayıda Roma, Geç Roma ve Geç Antik Çağa tarihlenebilecek devşirme malzemelere rastlanılmıştır. Bu nedenle Antik Soa'nın modern yerleşimin altında kaldığı düşünülmektedir. Soa'nın Roma İmparatorluk Dönemi'nde önceleri kome statüsüne sahip küçük bir yerleşim olduğu, MS 3. yüzyıl ile birlikte gelişerek bir şehir haline geldiği öngörülmektedir. Soa'nın şehir haline gelmesinde yakın çevredeki mermer ocakları önemli bir rol oynamış olmalıdır. Altıntaş mezar stellerinde görülen üslup Roma İmparatorluğu'nun başka bölgelerinde görülmemektedir. Mezar stelleri tamamen kendine özgü özellik yansıtırlar. Bunda aralarında büyük bir zaman farkı olsa da Dağlık Frigya Bölgesi'ndeki Frig Kaya Anıtları önemli rol oynamış olmalıdır. Zira, Frig kaya anıtlarında görülen zengin bezeme anlayışı stellerimizde de kendini hissettirmektedir. Örneğin, mezar stellerimizdeki resim alanı için ayrılmış nişlerin içerisine boşluk kalmayacak şekilde insan büstlerinin yerleştirilmesi Frig kaya anıtlarının ön cephelerinde bulunan nişlerin içerisindeki Ana Tanrıça heykellerini anımsatmaktadır. Yine bazı stellerimizin alınlıklarında görülen aslan-boğa mücadelesi kompozisyonunun kökeninde de Frig etkisinin bulunduğu düşünülmektedir. Altıntaş Bölgesinde, özellikle Altıntaş ve Çakırsaz Köyleri civarında Dokimeion ocaklarından geri kalmayan kaliteli mermer yatakları bulunmaktadır. Bu atölyelerdeki heykeltıraşlık eserleri de bu bölgeden çıkarılan mermerlerle üretilmektedir. Burada çalışan ustalar aynı zamanda Appia (Pınarcık) ve Kotiaeion'da (Kütahya) da çalışmış olmalıdırlar. Bu durum steller üzerindeki heykeltıraş imzalarında da görülmektedir. İşlenmek üzere hazırlanmış steller, teslim yerlerinde işlenerek tamamlanmış olmalıdırlar. Atölyede üretilen mezar stellerine tipolojik olarak bakıldığında en kalabalık grubu tek katlılar ile üçgen alınlıklılar oluşturmaktadır. Katlı steller ile alınlığı kemer veya düz biçimde işlenmiş olanların sayısı daha azdır. Stellerin sağ ve sol kenarları çoğunlukla naiskos olarak yapılmışsa da az sayıda çerçeve ile sınırlandırılmış stelimiz de bulunmaktadır. Stellerimiz arasında bir miktar da kapı tipli üretilmiş mezar steli mevcuttur. Bunlar haricinde bölgede bulunmuş ancak kırık ve eksik olmaları nedeniyle herhangi bir gruba dâhil edilemeyen mezar steli parçası da tezimize dâhil edilmiştir. Stellerimizdeki erkek figürlerinde görülen sağ elin göğüs üzerine konulması geleneği, MÖ geç 4. yüzyıldan beri görülen bir duruş şeklidir. Çalışmamızda toplam 16 adet atölye belirlenmiştir. Ancak bu atölyeler keskin biçimde birbirlerinden ayrılmazlar, benzer özellikleri fazla olup teknik bazı detaylarda farklılıklar bulunmaktadır. Bu atölyeler stel tipolojisi, resim alanını sınırlayan pilasterlerin altlık kısımları ile başlık kısımları, pilasterler üzerindeki süsleme unsurları, resim alanlarının verilme biçimleri ve kapı tipli olmalarına göre belirlenmiştir. Bu bölgede bulunmuş olmasına rağmen stil olarak farklı üretilmiş bir grup mezar stelimiz daha bulunmaktadır. Bunlar da diğer atölyeler başlığı altında incelenmiştir. Stellerimiz üzerinde yer alan kabartmalardan o dönem yaşantısı hakkında bilgiler edinebilmekteyiz. Tarım ve hayvancılıkla ilgili olarak en sık işlenen saban çeken öküzler veya saban kabartması bölgede çiftçiliğin önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu ortaya koyar. Erkek figürlerinin ellerinde tuttuğu kırbaç ise at yetiştiriciliğinin bölgede varlığını kanıtlar. Genellikle pilaster süslemesi olarak kullanılmış üzüm salkımı ve bazı erkek figürlerinin ellerinde tahra ile betimlenmesi üzüm bağlarına önem verildiğini düşündürmektedir. Kabartmalarda yoğun olarak kullanılan ve okuryazarlığa işaret eden yazı takımları (balmumu tableti, kalem, kalemlik, kitap, rulo, parşömen vb.), bölgede eğitime verilen önemin bir diğer göstergesidir. İğ - öreke, kalathos (yün sepeti), ayna, tarak, parfüm şişesi gibi kadınlarla doğrudan ilintili nesneler, süslenme ve zarafetin yansıtılmasına vurgu yapmaktadır. Bunların yanı sıra dönem inancını yansıtan bazı mitolojik karakterler de az sayıda işlenmiştir. Stel üzerindeki kabartma insan figürlerinde bazen tek erkek veya tek kadın, bazen karı - koca birlikte ve bazen de bunlar çocuklarıyla birlikte tüm bedenlerini gösterecek şekilde ayakta ve cepheden işlenmişlerdir. Katlı olanlarında ise üst katta verilen figürler genellikle büst şeklinde işlenmiştir. Bu durum bize o dönemde aile bağlarına verilen önemi göstermektedir. Mezar stellerimizin tarihlendirilmesinde kabartma insan figürlerinin saç-sakal verilme biçimi, gözbebeği işlenmesi, elbise kıvrımları ve büstlerde görülen matkap işçilikleri gibi kriterlere göre yapılmıştır. Yazıtında tarih bulunan steller ise bölgede kullanılan Sulla Erası'na göre tarihlendirilmiştir. Stellerin üretim tarihine bakıldığında yaklaşık MS 130 yılından başlayıp MS 325 yılına kadar kesintisiz bir şekilde üretimin devam ettiği görülür. Ancak MS 2. yüzyılda ve 3. yüzyılın ilk yarısında üretim oldukça azdır. 3. yüzyılın ortasından itibaren sayı tekrar artmaya başlar ve Geç Antik Çağ' kadar devam eder. Atölyede insan figürlerinde kullanılan saç kuaförünün zaman zaman imparatorları takip ettiği ancak bazen yerel stildeki saç biçimlerinin de kullanıldığı görülmüştür. Stellerimizde Roma imparatorlarından Hadrian (MS 117-138) ve eşi Vibina Sabina, I. Philippus (Arap)'ın (MS 244-49) eşi Marcia Otacilia Severa, Florianus (MS 276), Probus (MS 276-82), Numerianus (MS 283-84) ve I. (Büyük) Constantin (MS 306-337)'in portre tipleri görülür. Atölyede erkek figürlerinde kısa saç, spiralli saç ve dalgalı saç türleri görülür. Kadınlarda ise ortadan ikiye ayrılmış önden arkaya doğru dalgalı biçimde giden saç tipi yaygın olarak kullanılmıştır. Atölyede erken üretimlerde figürlerin portreleri ile elbise kıvrımlarında matkabın yüzeysel, MS 3. yüzyılın ortasından itibaren ve Geç Antik Çağ'da ise daha derin uygulandığı gözlemlenmektedir. Katalog kısmında mezar stellerimizin detaylı tanımları yapılmış, üzerindeki Antik Yunanca yazıtlar yayınlandı ise Türkçe çevirisiyle birlikte konulmuş, yayınlanmamış ise sadece transkriptine yer verilmiştir. Doktora tezimizde özellikle atölyeler üzerinde durulmuş ve onların özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Stellerimizin üretildiğini düşündüğümüz Soa antik kentinde günümüze dek herhangi bir bilimsel arkeolojik kazı söz konusu değildir. İleride yapılacak kazılar neticesinde ele geçirilecek in situ mezar stelleri bunların Soa antik kenti ile bağlarını daha açık şekilde gösterecektir. Altıntaş'ta şu ana dek en kapsamlı epigrafik çalışma Marc Waelkens, Stephen Mitchell, James Potter ve Barbara Levick tarafından 1993 yılında yapılarak Monumenta Asiae Minoris Antiqua serisinin 10. cildinde "Monuments from Appia and the Upper Tembris Valley, Cotiaeum, Cadi, Synaus, Ancyra Sidera and Tiberiopolis" başlığı ile yayımlanmıştır. Bölgede yeni bulunan yazıtları da içeren güncel bir epigrafik çalışmanın yapılması önem taşımaktadır. Bu sayede Antik Çağda bölge hakkında daha çok bilgi sahibi olmamız mümkün hale gelecektir.