Episteme ve Adalet İlişkisine Dair Bir İnceleme


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, İLAHİYAT FAKÜLTESİ, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ BÖL., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEMA CEVİRİCİ ATİLLA

Danışman: Kasim Küçükalp

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Episteme ve adalet ilişkisine yönelik olarak gerçekleştireceğimiz bu çalışmada, adalet gibi yargılarımızı ve eylemlerimizi meşrulaştıran bir kavramın epistemik kesinlik ideali ile olan ilişkisi ve gerilimi ele alınacaktır. Söz konusu çalışma adalet ve episteme arasındaki gerilimin farklı formlar altında açık veya örtük bir biçimde dile getirildiği klasik ve çağdaş düşünceye ve düşünürlere referansla gerçekleştirecektir. Bu bağlamda çalışmamız adalet kavrayışının epistemolojik açıdan nasıl bir anlama ve değerlendirmeye konu olduğunu, böylesi bir adalet idealinin hangi kaygılarla ele alındığını ve ne tür imkanlar barındırdığını ele alacaktır. Adalet gibi yaygın bir şekilde çalışmalara ve değerlendirmelere konu olan bir kavramın/kavrayışın ele alındığı bu çalışma, politik ve hukuki öneminin yanı sıra meseleyi epistemik düzlemden hareketle ele alması bakımından farklılaşmaktadır. Bu kapsamda modern düşüncenin epistemik kesinlik fikriyle birlikte düşünce tarihinde önemli bir dönüm noktası yaşandığı söylenebilir. Zira klasik düşünce açısından her ne kadar rasyonel varlık ve hakikat fikri mümkün olsa da varlığın ve bilginin ötesinde kalan bir iyi ve adalet ideası, kesinlik fikrini gölgelemektedir. Kendisini modern düşünceyle karşıt bir şekilde konumlandıran çağdaş felsefe ise mutlak bilgi ve hakikat iddialarına karşı şüpheyle yaklaşmaktadır. Zira böylesi bir kesinlik fikrinin farklılıklar üzerinde epistemik, etik ve politik bir şiddeti de meşrulaştırdığı aşikardır. Bu bağlamda Levinas, Derrida ve Lyotard gibi çağdaş düşünürler, kesinlik fikrine karşı olarak adalet kavrayışlarını ötekiyle etik ilişki, dekonstrüksiyoncu okuma biçimi ve metaanlatılara karşı bir şüphe hali ile dile getirirler. Çalışmamız bu temelden hareketle episteme ile adalet arasındaki gerilimi ele almaya yönelecek ve adaleti episteme sınırlarının ötesinde düşünmenin gerek epistemolojik gerekse de etik-politik ve hukuki kavrayış açısından ne tür imkanlar barındırdığına odaklanacaktır.