Omurga çökme kırıklarında kifoplasti uygulaması için kemik tozu takviyeli kafes yapıların tasarımı
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEYNEP TURNA
Danışman: Şehime Gülsün Temel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Osteoporoz veya travmaya bağlı omurga çökme kırıkları, omurganın yapısal bütünlüğünü bozarak cerrahi müdahale gerektirebilir. Kifoplasti, kırık omurun yüksekliğini balon yerleştirme ve kemik çimentosu enjeksiyonu ile geri kazandırmayı amaçlayan minimal invaziv bir tedavidir. Bu çalışmanın odağı, polimetilmetakrilat (PMMA) esaslı kemik çimentolarında sızdırmazlık ve mekanik destek sunan biyouyumlu yüzeyler geliştirmektir. Bu doğrultuda, biyobozunur polibütilen süksinat (PBS) kullanılarak elektroçekim yöntemiyle nanolif kafes yapılar üretilmiş ve selülozik kupro tekstil yüzeyleri kullanılmıştır. Elektroçekim için %10 PBS çözeltisi kloroform-dimetilformamid karışımında hazırlanmış, %3 kemik tozu eklenmiştir. İşlem 1.0 mL/saat besleme hızı, 12 cm uç-toplayıcı plaka mesafesi ve 20 kV gerilim altında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nanolifli yüzeyler taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiş ve lifler üzerinde belirgin "boncuklanma" (beading) gözlemlenmiştir. Bu boncuklu morfolojiye rağmen, lif oluşumunun genel olarak homojen olduğu belirlenmiştir. Bu yapıların, PMMA çimentosu uygulamalarında sızıntıyı azaltabileceği ve mekanik stabiliteyi destekleyebileceği düşünülmektedir. Ancak boncuklanmanın kemik hücrelerinin tutunması ve çoğalması gibi biyolojik yanıtları nasıl etkileyeceği, detaylı in vitro ve in vivo çalışmalarla aydınlatılmalıdır. Kupro tekstil yüzeyleri, PBS nanolif kafes yapılar ve PMMA kemik tozu içeren yapıların biyouyumluluğu WST-1 deneyi ile değerlendirilmiştir. Her üç malzeme grubu da kifoplasti uygulamalarında umut vaat eden adaylardır. Ancak klinik etkinliğin doğrulanması için boncuklu nanolif morfolojisinin hücresel etkileşimleri de dahil olmak üzere ileri düzey nicel ve in vivo çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.