Yusuf b. Hilâl es-Safedî'nin Keşfü'l-Esrar ve Hetkü'l-Estar adlı eserinde Kur'an'ı yorumlama yöntemi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET YÜREKLİ
Danışman: CELİL KİRAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yusuf b. Hilâl es-Safedî hicrî VII. yüzyılda Halep'te yaşamış bir âlimdir. Bu dönem, Mısır, Suriye ve Hicaz'da hüküm süren Memlükler devrine tekâbül etmekte olup naklî ve aklî ilimler sahasında hareketliliğin yaşandığı ve mümtaz ilim adamı ve dü-şünürlerin yetiştiği bir devir olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. Safedî, söz konusu dönemin meşhur âlimlerinin gölgesinde kalmış bir ilmî şahsiyet olarak, ken-disi hakkında kaynaklarda detaylı bir bilgiye rastlanmamaktadır. Müfessirin gü-nümüze ulaşan en önemli eseri Keşfü'l-Esrâr ve Hetkü'l-Estâr'dır. Müellif, tefsirini kaleme alırken Kur'ân'ı Kur'ân ile tefsir etme yaklaşımını öncelediğini, bu konuda önemli ölçüde vahiyle beraber akla yer verdiğini ve taklitten uzak durduğunun altı-nı çizmektedir. Keşfü'l-Esrâr'da fıkıh, hadis ve ahlâk gibi İslâmî ilimlere yer veril-mekle birlikte, özellikle Safedî'nin yaşadığı dönem içerisinde Ehl-i Sünnet dışındaki itikâdî akımlara karşı kendi fikrî eleştirilerini gündeme getirmesi itibariyle kelâmî konuların yoğunluğu dikkat çekmektedir. Ayrıca müfessirin, tasavvufa ve ehl-i keş-fe olan yakınlığından mülhem Kur'anî çizgide âyetlerin sûfî tevillerine tefsirinde yoğun bir şekilde yer verdiği görülmüştür. Müellifin tefsirinde ulûmu'l-Kur'an sa-hasında özellikle nesih, müteşâbih ve hurûf-ı mukatta'a kavramlarına dair kendine özgü dikkat çekici yorumları söz konusudur. Safedî'nin İbrânice ve Süryânice bil-mesinden dolayı özellikle âlemin yaratılışı ve peygamber kıssaları gibi konularda sık sık Tevrat'tan, bazen de İncil ve Zebur'dan alıntılar yapmıştır. Keşfü'l-Esrâr, mü-fessirin Kur'an'ı kendi bütünlüğü içerisinde akıl, mantık ve dil verileri çerçevesinde tefsir etmedeki önceliği, rivâyet açısından zengin bir içeriğe sahip olmasını mümkün kılmamıştır. Sonuç olarak bu tefsir tekrarlara düşmeden bazı konularda orijinal tespitleri içeren orta hacimli bir eser özelliğini taşımaktadır.