‘One Health’ Yaklaşımı; Hayvan-İnsan Ortak Mikrobiyomunun Alerjik Hastalıklar Açısından Rolü


Creative Commons License

Ardıçlı S.

61. Türk Pediatri Kongresi, Antalya, Türkiye, 15 - 19 Nisan 2026, cilt.61, ss.1-2, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 61
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1-2
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Mikrobiyota, organizmanın fizyolojik dengesini belirleyen en önemli biyolojik sistemlerden biri olup bağışıklık yanıtının şekillenmesinde ve epitel bariyer bütünlüğünün korunmasında merkezi bir rol oynar. Son yıllarda artan kanıtlar, modern yaşam tarzı ile birlikte mikrobiyal çeşitliliğin belirgin şekilde azaldığını ve bunun alerjik hastalıkların artışı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu durum, özellikle bağışıklık sisteminin gelişimsel olarak en hassas olduğu pediatrik dönemde daha kritik hale gelmektedir. Yaşamın erken dönemi, mikrobiyota ile immün sistem arasındaki etkileşimin programlandığı bir süreçtir. Bu süreçte yetersiz mikrobiyal maruziyet, immün toleransın gelişimini sınırlayarak daha reaktif ve alerjiye yatkın bir bağışıklık profiline yol açabilir. Buna karşılık, çevresel mikrobiyal çeşitliliğin yüksek olduğu koşullar, bağışıklık sisteminin dengeli gelişimini desteklemektedir. Özellikle hayvanlarla erken yaşta ve düzenli temasın, bağırsak mikrobiyotasının zenginleşmesine katkı sağladığı ve kısa zincirli yağ asidi üreten bakterilerin artışı ile ilişkili olarak daha tolerojenik bir immün yanıt oluşturduğu bildirilmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını bütüncül bir sistem olarak ele alan One Health (Tek Sağlık) yaklaşımı, bu etkileşimlerin anlaşılmasında önemli bir çerçeve sunmaktadır. Kentsel yaşam, hijyen düzeyi ve sınırlı çevresel maruziyet gibi faktörler, hem insanlarda hem de hayvanlarda mikrobiyal çeşitliliğin azalmasına ve benzer hastalık paternlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ayrıca, modern dünyada antibiyotik ve kimyasal kullanımındaki artış, düşük lifli beslenme ve hayvanlarla temasın azalması, insan mikrobiyotasında tür zenginliği ve çeşitliliğin belirgin şekilde düşmesine yol açmaktadır. Bu durum, insanın evrimsel olarak yüksek mikrobiyal maruziyet ve çeşitlilik altında şekillenen biyolojik ve immünolojik adaptasyonları ile belirgin bir uyumsuzluk göstermektedir.  Dolayısıyla, modern çevresel koşulların oluşturduğu mikrobiyal fakirleşme, konak–mikrobiyota ortak evriminin temel dinamikleriyle çelişerek, alerjik ve inflamatuvar hastalıklara yatkınlığı artıran bir biyolojik uyumsuzluk durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda, evcil hayvanlarla birlikte yaşam, yalnızca sosyal bir tercih değil, aynı zamanda mikrobiyal ekosistem üzerinde etkili bir çevresel faktör olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, mikrobiyota çeşitliliğinin korunması ve erken dönemde uygun mikrobiyal maruziyetin sağlanması, pediatrik alerjik hastalıkların önlenmesinde önemli bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Hayvanlarla kontrollü temas, bağışıklık sisteminin tolerans gelişimini destekleyerek alerjik hastalık riskini azaltabilecek potansiyel bir koruyucu faktör sunmaktadır. Ayrıca, mikrobiyota temelli yaklaşımların klinik uygulamalara entegrasyonu, kişiselleştirilmiş tıp ve önleyici sağlık stratejileri açısından yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu kapsamda, disiplinlerarası iş birlikleri ve klinik çalışmalar, mikrobiyota–immünite etkileşiminin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.