Kötü Derecelenmiş Kumun Kayma Mukavemeti Üzerine Karboksimetil Selülozun Etkisi


Şahin E., Ünsever Güler Y. S.

Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği 20. Ulusal Konferansı ve 4. Genç Geoteknik Mühendisleri Sempozyumu, Sakarya, Türkiye, 14 - 16 Ekim 2026, ss.1-12, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Sakarya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1-12
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kohezyonsuz kumlu zeminlerde görülen sıvılaşma ve düşük kayma mukavemeti, özellikle deprem riski yüksek bölgelerde geoteknik mühendisliği açısından önemli sorunlar oluşturmaktadır. Son yıllarda biyopolimerlerin kullanıldığı çevre dostu zemin iyileştirme teknikleri, geleneksel kimyasal stabilizasyon yöntemlerine sürdürülebilir alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi görmektedir. Bu çalışmada, selüloz bazlı bir biyopolimer olan Karboksimetil Selüloz’ ün (CMC), İznik Gölü bölgesinden elde edilen kötü derecelenmiş kumun kayma mukavemeti özellikleri üzerindeki etkisi deneysel olarak incelenmiştir.

 

Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen doğrudan kesme deneyleri, iki farklı rölatif sıkılıkta (%30 ve %80) hazırlanmış ve kuru ağırlıkça %0, %0,5, %1, %1,5 ve %2 oranlarında CMC ile karıştırılarak elde edilen karışımlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. %80 sıkılıktaki numunelerde, içsel sürtünme açısı %1 CMC oranında 32,84°’den 42°’ye yükselerek maksimum değerine ulaşmıştır, kohezyon ise 80,14 kPa ile %2 CMC oranında en yüksek değerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, %30 sıkılıktaki numunelerde yine %1,00 CMC oranında sürtünme açısı 28°’den 38,°’ye çıkarak en yüksek değer elde edilmiş, kohezyon değeri ise %2,00 CMC oranı için maksimum 69,35 kPa olarak belirlenmiştir. Sonuçlar, orta seviyedeki CMC içeriklerinin sürtünme direncini artırdığını, daha yüksek biyopolimer oranlarının ise kum taneleri arasında belirgin kohezyonel bağlar oluşturduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, CMC bazlı biyopolimerlerin kohezyonsuz kumların kayma mukavemeti özelliklerini iyileştirmede etkili ve sürdürülebilir bir zemin stabilizasyon yöntemlerinden biri olabilceğini ortaya koymaktadır.