Aşk Romanının Dili


Creative Commons License

Çanaklı L. A.

International Journal of Humanities and Arts Research, vol.4, no.3, pp.65-76, 2020 (Refereed Journals of Other Institutions)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 4 Issue: 3
  • Publication Date: 2020
  • Title of Journal : International Journal of Humanities and Arts Research
  • Page Numbers: pp.65-76

Abstract

Son dönem Türk edebiyatının en popüler yazarlarından Elif Şafak, 1998 tarihli ilk romanı Pinhan’dan itibaren gerek Türkiye’de gerek yurt dışında çok ilgi görmüş, çok okuyucuya ulaşmış bir romancıdır. Eserlerini İngilizce ve Türkçe yazan Elif Şafak’ın önce İngilizcede Forty Rules of Love adıyla yazdığı romanı, 2009 yılında Aşk adıyla ve yazarın da çeviriye katılımıyla Türkçeye çevirmiştir. Yazarın dil ve üslup kullanımı bakımından Aşk’ın bir çeviri olmanın ötesinde Türkçede yeniden yazılmış olduğunu söylemek mümkündür. Büyük Türk mutasavvıfı Mevlana Celaleddin Rumi ile Şems-i Tebrizi arasındaki dostluk üzerinde şekillenen eserde anlatılan iki hikâye vardır. Romanın dış hikâyesi, Amerikalı bir kadın olan Ella Rubinstein ile Aziz Zahara adlı sufi arasında gelişir. Ella’nın hayatına ansızın giren Aziz Zahara’nın yazdığı Aşk Şeriatı adlı roman ise Mevlana ile Şems-i Tebrizi’yi ele almaktadır. Bu yönüyle Aşk, aynı zamanda bir tarihsel roman olarak da nitelendirilebilir. Türk toplumunun büyük bir sevgi ve saygı ile andığı Mevlana’nın romandaki varlığı, romanın gördüğü ilginin başlıca sebebidir. Türkçede yayımlandığı zamandan itibaren romanı konu edinen yüksek lisans tezleri, araştırma makaleleri yazılmıştır. Öte yandan, Aşk, gördüğü büyük ilginin yanında tartışmalara da yol açmıştır. Özellikle tasavvuf ve romandaki vaka zamanı etrafında, yazarın yanlış olduğu düşünülen yorum ve değerlendirmeleri eleştirilmiştir. Ancak yazarın özellikle iç hikâyede kullandığı dil dikkat çekecek ölçüde hatalar içermesine rağmen başlı başına bir çalışmanın konusu olmamıştır. Roman bu gözle incelendiğinde yazarın pek çok yerde hataya düştüğü görülmektedir. Bunlardan ilki, tarihsel dil kullanımı noktasında okurun karşısına çıkmaktadır. Tarihsel roman yazarının eserlerinde kullanacağı dil hakkında farklı görüşler vardır. Bunlardan birine göre yazar, güncel ya da vaka zamanına ait dilden hangisini seçeceği konusunda özgürdür ancak ikisini birden eserde kullanması dil ve üslupta bir istikrarsızlığa yol açacağından, yazar ya birini ya diğerini seçmelidir. Bir diğer görüş, tarihsel romanda arkaizm olamayacağını, romanda anlatılan tarihsel unsurların bizler için anlaşılır hâle gelmesi için bugünün dilinin kullanılması gerektiğini söyler. Aşk romanında yazarın dil tutumu genel itibarıyla günceldir fakat yer yer arkaik kelimeler, yer yer 13. yüzyıla ait olmayan birtakım kullanımlar yüzünden dilde bir kararsızlık görülmektedir. Tarihsel romanlardaki dil sorunu sadece bir eski-yeni sorunu değildir. Metinde geçen bazı isimlerin, aktarılan bazı sözlerin anlatılan döneme ait olması da önemlidir. Dolayısıyla tarihsel romanın dili kurulurken yazarın ciddi bir araştırma sürecinden geçmesi gereklidir. Aksi takdirde anakronizme düşmek kaçınılmaz olacaktır. Nitekim Aşk’ta bu türden çok fazla yanlış vardır. İkinci olarak, Aşk’ta, özensizlikten ve hızlı yazmaktan kaynaklandığını düşündüğümüz kararsızlıktan dolayı birçok kelime yanlışıyla karşılaşılmaktadır. Çeşitlilik arz eden bu kelime yanlışları; yazım yanlışları, kelimenin yanlış anlamda kullanılması, mantık hataları, yanlış kelime seçimleri, kelimenin doğru şeklinin bilinmeyişi, sıralama hataları, kültür dilini bilmemekten kaynaklanan yanlışlar şeklinde sıralanabilir. Aşk romanında tutarsızlık olarak niteleyebileceğimiz bazı dil kullanımları da göze batmaktadır. Roman kişilerinin karakter özelliklerine göre davranmaması ya da konuşturulmaması, üçüncü kişi anlatıcı olarak yazarın kelime tercihlerinin, üslubunun roman kahramanlarında da görülmesi ve metnin içinde birbiriyle çelişen ifadelerin yer alması bu tutarsızlıklar arasında sayılabilir. Makale, ünlü bir yazarın eserindeki hataları basit şekilde sıralamak düşüncesini taşımamaktadır. Yazar, insandır ve doğası gereği hataya düşebilir. Ancak bir yazara, ana dilinde düştüğü bunca hataya rağmen büyük teveccüh gösteriliyorsa ortada bir yanlışlık var demektir. Makalenin amacı, esas itibarıyla bu yanlışlığa işaret etmektir.