Diaspora Ortamında Türkçenin Sözlü Hafızası: Ruhr Bölgesinde Türkiye Türkçesi Ağızları Projesi


Akgül S.

Uluslararası Türkçenin Öğretimi ve Türk Kültürünün Kültürlerarası İletişimdeki Yeri, Cologne, Almanya, 6 - 07 Aralık 2025, ss.1-2, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Cologne
  • Basıldığı Ülke: Almanya
  • Sayfa Sayıları: ss.1-2
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma, 1961 tarihli İşgücü Sözleşmesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden Almanya’nın Ruhr Bölgesi’ne göç etmiş birinci nesil Türk işçiler ile onların küçük yaşlarda Türkiye’den Almanya’ya gelmiş ve/veya Almanya’da doğmuş ikinci kuşak çocukları arasında Türkiye Türkçesi ağızlarının ve söz varlığının korunma düzeyini araştıran kapsamlı bir saha projesinin ön verilerine dayanmaktadır. Bahsi geçen proje, diaspora ortamında Türkçenin yerel varyantlarının (Anadolu ağızlarının) nasıl muhafaza edildiğini, ne ölçüde değişime uğradığını ve bu ağızların nesiller arası aktarımındaki sosyal ve kültürel etkenleri ortaya koymayı amaçlamaktır. Bununla birlikte, Türkçenin diaspora ortamında yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kimlik ve aidiyet unsuru olarak rolünü de belgelemeyi hedeflemektedir.

Standart Türkçenin baskın etkisinden uzak, yerel konuşma biçimlerinin aile içi dil kullanımıyla daha uzun süre korunabildiği diaspora ortamı, ağızlar için “doğal” ve “korunaklı” bir alan oluşturmuştur. Türkiye’de başta resmî eğitim kanalları olmak üzere dijitalleşme, kentleşme ve prestijli olarak görülen standart dilin sebep olduğu toplumsal baskı neticesinde hızla silikleşen ağız özelliklerinin, Almanya’da tüm bu etkenlerden uzak kalan Türk göçmenlerde daha saf hâlleriyle korunabildiği ve sayılan etkilerden uzak diaspora ortamında nesiller arası aktarımın daha kuvvetli olduğu gözlemlenmektedir. Bu yönüyle diaspora, dil direncini ve kültürel sürekliliği anlamak için de eşsiz bir laboratuvar sunmaktadır. 

Araştırmada saha çalışması için Alman sanayisinin kalbi olan ve 1960’lı yıllardan itibaren “misafir işçi” statüsüyle Türkiye’den yoğun göç almış Ruhr Bölgesine odaklanılmıştır. Ruhr Bölgesi sahip olduğu yoğun Türk göçmen nüfusu ve Türkiye’den Almanya’ya göç sürecinde oluşan “memleket adacıkları” ile ağız araştırması için adeta bir sit alanı oluşturmuştur. Projenin ilk üç aylık bölümünde Duisburg, Essen, Dortmund, Gelsenkirchen ve Bochum şehirlerinde özellikle birinci nesil ve ikinci nesil Türk göçmenlerin aidiyetlerinin yüksek olduğu dernek ve vakıflarla aracılığıyla katılımcılara ulaşmanın hedeflendiği bu saha çalışmasındaki gözlemler diaspora ortamında ağızların aktarımına dair önemli ipuçları vermiştir. 

Bu bildiri, diaspora ortamında Türkiye Türkçesi ağızlarının tespitine odaklanan uluslararası iş birlikleri projesinin hedefleri ile birlikte sahada geçen üç aylık süreç sonucunda saha deneyimleriyle desteklenmiş ilk bulgular aracılığıyla Türkçenin diaspora ortamındaki direnç gücünü, kimlik oluşturmadaki rolünü ve kültürel bellek etkisi ile ağız araştırmalarına sunduğu yeni imkânları tartışmayı amaçlamaktadır.

This study is based on the preliminary data of a comprehensive field research project investigating the degree to which dialects and lexical features of Turkey Turkish are preserved among first-generation Turkish labor migrants who migrated from various regions of Türkiye to Germany’s Ruhr Region under the 1961 Labor Recruitment Agreement, as well as among their second-generation children who either arrived in Germany from Türkiye at an early age and/or were born in Germany. The project aims to reveal how local varieties of Turkish (Anatolian dialects) are maintained in the diaspora context, the extent to which they have undergone change, and the social and cultural factors influencing their intergenerational transmission. In addition, the study seeks to document the role of Turkish in the diaspora not merely as a means of communication, but also as a marker of identity and belonging.

The diaspora context—relatively insulated from the dominant influence of Standard Turkish—has constituted a “natural” and “protected” space in which local speech forms have been preserved for longer periods through intra-family language use. In contrast to Türkiye, where dialectal features have rapidly faded due to formal education systems, digitalization, urbanization, and societal pressure favoring the prestige of the standard language, it is observed that Turkish migrants in Germany—largely removed from these influences—have retained dialectal features in comparatively more authentic forms. Moreover, intergenerational transmission appears to be stronger in the diaspora environment, which remains distant from the aforementioned pressures. In this respect, the diaspora offers a unique laboratory for understanding linguistic resilience and cultural continuity.

For the purposes of fieldwork, the study focuses on the Ruhr Region, the industrial heartland of Germany, which has received intensive migration from Türkiye since the 1960s under the “guest worker” framework. With its dense Turkish migrant population and the formation of so-called “hometown enclaves” shaped by migration trajectories from Türkiye to Germany, the Ruhr Region constitutes an almost protected research site for dialect studies. During the first three months of the project, fieldwork was conducted in the cities of Duisburg, Essen, Dortmund, Gelsenkirchen, and Bochum, with the aim of reaching participants primarily through associations and foundations where first- and second-generation Turkish migrants exhibit a strong sense of belonging. Observations made during this fieldwork period have provided significant insights into the transmission of dialects in the diaspora context.

This paper aims to discuss the resilience of Turkish in the diaspora, its role in identity formation, and the new possibilities it offers for dialect research through its impact on cultural memory, drawing on the objectives of an international collaborative project focused on the documentation of Turkey Turkish dialects in the diaspora, as well as on initial findings supported by three months of field experience.