Hipertansiyonun Nadir Bir Sebebi Olarak Lityum Kullanımı


Hocaoğlu E., Yeter H. H., Derici Ü.

20. Ulusal Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Kongresi, İskele, Cyprus (Kktc), 9 - 13 May 2018, no.84, pp.83

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İskele
  • Country: Cyprus (Kktc)
  • Page Numbers: pp.83
  • Bursa Uludag University Affiliated: No

Abstract

Amaç: Hipertansiyon(HT) toplumda yaygın görülen ve olguların %90- 95’inin primer (esansiyel) nedene bağlı olarak ortaya çıktığı bir hastalıktır. Olguların yaklaşık %5-10’unda sekonder bir neden saptanır. Hastanın semptomları, tedaviye dirençli olması, yaşı ve tansiyonun hızlı gelişmiş olması sekonder hipertansiyon açısından uyarıcı olabilir. Sekonder hipertansiyonun nadir nedenlerinden biri de ilaç kullanımıdır. Burada literatürde çok az sayıda vakanın yer aldığı lityum kullanımı sonrası gelişen hipertansiyon olgusu sunulmuştur.

Olgu: 24 yaşında erkek hasta, tansiyon yüksekliği nedeniyle polikliniğe başvurdu. Ara ara baş ağrısı yakınması olan hastanın bakılan kan basıncının 160/90mmHg olması üzerine tetkik edilmek için gelmişti. Özgeçmişinde bilinen 4 yıldır bipolar duygulanım bozukluğu tanısı mevcuttu. Bipolar duygulanım bozukluğu için duygu durum düzenleyici lityum 900 mg/gün kullanmaktaydı. Lityum sonrası kilo alımı öyküsü yoktu. Hastanın sigara ve alkol kullanımı yoktu. Soygeçmişinde annesinin HT nedeniyle anjiyotensin reseptör blokeri (ARB) kullandığı, babasının ise myokard enfaktüsü geçirip hayatını kaybettiği öğrenildi. Fizik muayenesinde tansiyonu her iki koldan 150/90 mmHg, nabız sayısı 84/dk idi ve diğer sistem muayene bulguları doğaldı. Hastanın ambulatuar kan basıncı ölçümleri de 145/90-160/95 mmHg aralığındaydı. Biyokimya tetkiklerinde üre, kreatinin, kalsiyum ve diğer elektrolitleri normal aralıktaydı. İdrar tahlilinde patolojik bulgu yoktu. Tiroid fonksiyon testleri normaldi. Aort koarktasyonuna yönelik yapılan ekokardiyografisinde patolojik bulguya rastlanmadı. Cushing sendromuna yönelik istenen bazal kortizol ve 24 saatlik idrarda kortizol değerleri ile feokromasitomaya yönelik istenen 24 saatlik idrarda metanefrin, normetanefrin ve vanilmandelik asit (VMA) değerleri normal aralıkta saptandı. Renovasküler hipertansiyona yönelik istenen renal arter dopplerde renal arter stenozu izlenmedi. Primer hiperaldosteronizme yönelik istenen plazma renin aktivitesi ve plazma aldosteron seviyeleri ve oranı normal olarak hesaplandı. Hastaya tansiyon yüksekliği için perindopril başlandı; ancak öksürük şikayeti gelişmesi üzerine amlodipine (10 mg) geçildi. Hastadaki hipertansiyonun sebebinin lityuma bağlı olabileceği düşünülüp psikiyatri bölümünden ilacın değiştirilmesi için konsültasyon istendi. Hastanın duygudurum düzenleyicisi valproik asite değiştirildi. Takipte amlodipin dozu 5 mg’a düşüldü, 3 ay sonraki kontrolde antihipertansif tedavisi kesildi. Bu süreçte hastada kilo değişikliği de olmamıştı. Hasta ilerleyen dönemde kilo almış olmasına rağmen 4 yıldır antihipertansif ajan almadan takip edilmekte ve halen kan basıncı 110/70-120/80 mmHg dolayında seyretmektedir.

Sonuç: Hipertansiyonun sekonder nedenlerinden biri de ilaç kullanımıdır. Lityumun hipertansiyon ile ilişkisi tartışmalıdır. Kilo alımına sekonder veya hiperparatiroidi ve buna bağlı hiperkalsemi üzerinden dolaylı olarak hipertansiyon yapabileceği bilinmektedir. Bu metabolik yan etkiler bulunmadan direk hipertansiyon yan etkisi üzerine literatürde sadece lityum intoksikasyonu sonrası hipertansiyon bildiren az sayıda yayın mevcuttur. Bu olgu sunumu, intoksikasyon olmaksızın lityuma bağlı gelişen hipertansiyon olgu sunumudur ve bu açıdan ilk yayın olma özelliği taşımaktadır. Lityum uzun yıllardır kullanılan ve yan etkileri konusunda çok sayıda klinik tecrübenin olduğu bir ilaç olmakla birlikte nedeni bulunamayan hipertansiyon vakalarında ilaç ilişkili hipertansiyon etiyolojisinde akılda tutulmalıdır.

Anahtar Kelimeler: hipertansiyon, ilaç, lityum