The Political Struggle Of The ʿIlmiyya In The Second Constitutional Period


Kılınç K., Pay S.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, vol.31, no.1, pp.243-263, 2022 (Peer-Reviewed Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 31 Issue: 1
  • Publication Date: 2022
  • Doi Number: 10.51447/uluifd.1012372
  • Journal Name: ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.243-263

Abstract

 In this research, the political position, thoughts and activities of Ottoman scholars during the Constitutional Monarchy were discussed and examined. After this period, the ʿilmiyya and the mashīhat authority played an active role in many events. The members of the ʿilmiyya gave sermons to support the declaration of constitutionalism and wrote articles in various publications. Saying that this new regime corresponds the concepts such as council and consultation in Islām , they attributed a legal meaning to constitutionalism and called this system “Mashrūtiyat-i mashrû‘a”. Members of the ʿilmiyya played an important role in the events such as the 31 March Incident and the abdication of the Sultan II. Abdülhamid (1876-1909). Many members of the ʿilmiyya, especially sheikh al-Islām, joined or supported the parties established with this new administrative system. Thus, scholars took an active part the political life. In the next period, when the sheik al-Islām , who was directly appointed by the sultan was seen in position above the parliament, the political activity of the sheik al-Islām was sought to be reduced by the parliament and the government, and the budget allocated to the scholar from the treasury was the reduced. This situation caused the scholar to engage in a political struggle againts the government. As a result, the members of ’ilmiya, who worked hard for the declaration of constitutionalism, could not find what they expected in this new system. 

Bu araştırmada II. Meşrutiyet döneminde (1908-1918) ilmiye sınıfının siyasi konumu, düşüncesi ve faaliyetleri ele alınıp incelenmiştir. Söz konusu dönemle birlikte ilmiye sınıfı ve onun başı olan meşihat makamı siyasi sahada etkin bir rol oynamıştır. İlmiye mensupları meşrutiyetin ilan edilmesine yönelik hutbe ve vaazlar vererek çeşitli yayın organlarında yazılar kaleme almışlardır. Bu yeni rejimin İslam’da “meşveret, şura, istişare” gibi kavramlara karşılık geldiğini söyleyerek meşrutiyete şer’i bir anlam yüklemişler ve bu sistemi “meşrûtiyet-i meşrû‘a” olarak adlandırmışlardır. Ayrıca 31 Mart Vakası ve sonrasında Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) tahttan indirilmesi gibi olaylarda da önemli bir rol oynamıştır. Bu yeni yönetim sistemiyle birlikte kurulan partilere başta şeyhülislâm olmak üzere birçok ilmiye mensubu katılmış veya destek vermiştir. Böylece din adamları aktif bir şekilde siyasi hayatın içinde yer almıştır. Bundan sonraki süreçte doğrudan padişah tarafından atanan şeyhülislâmın, meclis üstünde bir konumda görülmesi üzerine şeyhülislâmın siyasi etkinliği meclis ve hükümet tarafından azaltılmak istenmiş ve hazineden ilmiyeye ayrılan bütçe düşürülmüştür. Bu durum ilmiye ricalinin hükümete karşı bir siyasi mücadeleye girişmesine neden olmuştur. Nihayetinde meşrutiyetin ilan edilmesi için yoğun mesai harcayan ilmiye mensupları bu yeni sistemde umduklarını bulamamıştır.