Kıraatlerin Edâsında Vücûhatın Takdim-Tehiri: Muhammed Ârif Hıfzî’nin Muġni’l-ḳurrâ’sı Bağlamında Bir İnceleme


Yavuz O.

Uludağ ilahiyat dergisi, cilt.35, sa.1, ss.85-113, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 35 Sayı: 1
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.51447/uluid.1896926
  • Dergi Adı: Uludağ ilahiyat dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.85-113
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kıraat ihtilaflarında takdim–tehir, Kur’ân harf ve kelimelerinin edâsında vecihler arasındaki sıralama ilişkisini ifade eder. Takdim, bir vechin diğerlerine göre öncelikli kabul edilmesini; tehir ise bu önce- liğe bağlı olarak sonra gelen okuyuşu belirtir. Birden fazla vechi olan lafızlarda mukaddem olanın belirlenmesi, icra edilen eğitim usulü ve takip edilen kaynağa göre farklılık arz etmektedir. Bu sebeple kıraat ihtilaflarının tedrisinde, takdim tehir konusu başta olmak üzere diğer bazı konularda kıraat eğitim ekolleri arasında birtakım farklılıklar görülmektedir. Bu çalışmada, kıraatlerin edâsında aynı kelime veya harf üzerinde birden fazla vechi olan yerlerin, hangi sıraya göre okunacağı hususu, Mu- hammed Ârif Hıfzî’nin (öl. 1238/1822) Muġni’l-ḳurrâ fî şerḥi Muḫtâri’l-iḳrâ adlı eseri özelinde ele alın- mıştır. Hıfzî’nin söz konusu eseri günümüz kıraat tedrisatında takip edilen eğitim usullerinden Mısır tarikinin Atâullah mesleği kaynakları arasındadır. Çalışmanın amacı, eğitim usulü yönüyle kaynak niteliği taşıyan bu eserdeki takdim tehir uygulamalarının inşa edildiği temel prensipleri araştırmak- tır. Çalışmada Hıfzî’nin öne sürdüğü takdim gerekçeleri üç temel kategoride ele alınmıştır. Yapılan bu tasnif, Hıfzî’nin dile getirdiği gerekçeler üzerinden şekillenmiştir. Muġni’l-ḳurrâ’daki takdim sebepleri araştırılırken vücûhâtın takdimi konusunda kıraat tarik ve meslekleri arasında ihtilaf olan bazı ör- nekler üzerinden karşılaştırmalar yapılarak farklılıkların sebepleri araştırılmıştır. Vücûhatın takdi- minde Hıfzî’nin ileri sürdüğü gerekçelerin önemli bir kısmının nakil temelli olduğu görülmüştür. Tak- dim edilen veche dair zaman zaman birden fazla gerekçeye yer verildiği, gerekçeler arasında kuvvet ve derece bakımından bir hiyerarşi kurularak mukaddem vechin bu güçlü gerekçeye göre belirlendiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede kıraat eğitim usullerindeki takdim-tehir uygulamalarının farklılaşması- nın, bir ekolde güçlü kabul edilip esas alınan sebebin diğerinde farklı değerlendirilmesinden kaynak- landığı sonucuna ulaşılmıştır.
In the context of disagreements in recitation (qirāʾāt), taqdīm–taʾkhīr (precedence and delay) refers to the hierarchical and sequential relationship between variant reading options (wujūh) in the performance (edāʾ) of Qur’ānic words and letters. Taqdīm denotes the prioritization of a particular variant over others, while taʾkhīr indicates the subsequent variants based on this priority. The determination of the prioritized variant in readings with multiple options varies according to the instructional methods and the sources followed. Consequently, methodological differences emerge among schools of recitation pedagogy, particularly regarding the issue of precedence and delay. This study examines the ordering of multi-variant readings on the same word or letter, with specific reference to Muḥammad ʿĀrif Ḥifẓī’s (d. 1238/1822) Mughnī al-qurrā fī sharḥ Mukhtār al-iqrāʾ. Ḥifẓī’s work is a foundational source within the ʿAṭāʾullāh tradition of the Egyptian ṭarīq, which is still practiced in contemporary qirāʾāt pedagogy. The aim of this research is to investigate the fundamental principles underlying the taqdīm–taʾkhīr practices in this work, which serves as a significant source for educational methods. In the study, the justifications for precedence put forward by Ḥifẓī are classified into three main categories based on his own reasoning. While investigating these reasons in Mughnī al-qurrā, comparisons were made through examples where ṭuruq and pedagogical schools differ, and the underlying causes of these divergences were analyzed. It was observed that a significant portion of the justifications provided by Ḥifẓī for prioritization is transmission-based (naql). It was further understood that multiple justifications are occasionally provided for a prioritized variant, establishing a hierarchy of strength and degree among these reasons, whereby the preceding variant is determined according to the strongest rationale. In this framework, the study concludes that divergences in taqdīm–taʾkhīr practices across qirāʾāt traditions primarily arise from differing evaluations of what constitutes the strongest determining rationale.