Polietilen Glikol İle Çökeltilen TSH: Yalancı Yüksekliğin Ayırıcı Tanısına Vaka Serisi İle Bir Katkı


Karatoprak K., Yaşar M., Mercan Sarıdaş F., Hocaoğlu E., Özgü C., Ersoy C., ...Daha Fazla

21. Uludağ İç Hastalıkları Ulusal Kış Kongresi, Bursa, Türkiye, 6 - 09 Mart 2025, ss.74, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Bursa
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.74
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş ve Amaç: Uygunsuz tiroid uyarıcı hormon (TSH) terimi, serbest T3/T4 (sT3,sT4) seviyeleri ve klinik bulgularla tutarlılık göstermeyen TSH değerlerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu durum subklinik hipotiroidizm, tiroid hormon direnci, TSHoma, makro-TSH ve laboratuvar interferanslarından kaynaklanabilir. Polietilen glikol (PEG) çökeltme testi makromoleküllerle ilişkili interferansların değerlendirilmesinde kullanılan non-spesifik yöntemdir. Ayrıca, heterofil antikorlar, anti-hayvan antikorları, anti-rutenyum, anti- streptavidin antikorları ve paraprotein ilişkili interferansları dışlamak amacıyla da kullanılır. Bu çalışmada, tekrarlayan tetkiklerde uygunsuz TSH seviyeleri saptanan ve PEG çökeltme testi ile analiz edilen beş olguyu sunarak, yalancı yüksekliğin ayırıcı tanısına katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Yöntem: 300 μL %25'lik PEG solüsyonuyla 300 μL serum örneği karıştırılır. Karışım vortekslenip oda sıcaklığında 10 dakika inkübe edilir ve ardından 3750 rpm’de 30 dakika santrifüj edilir. Süpernatandan ölçülen TSH düzeyi dilüsyon faktörü 2 ile çarpılarak rapor edilir. Recovery oranı (%R), (PEG sonrası TSH/PEG öncesi TSH) x 100 formülü ile hesaplanır.

Vaka 1: 63 yaşındaki erkek hasta, opere papiller tiroid karsinomu (PTC), akromegali, diyabetes mellitus, hipertansiyon ve koroner arter hastalığı tanıları ile takip edilmekteydi. Klinik olarak ötiroid olup çarpıntı şikayeti bulunmuyordu. Levotiroksin dozu artırıldığında TSH baskılanamıyordu ve çarpıntı gelişiyordu. PEG testi sonrası recovery oranı %24,1 idi ve yalancı TSH yüksekliği düşünüldü. İlaç dozu değiştirilmeden takibi sürdürüldü.

Vaka 2: 56 yaşındaki kadın hasta, toksik multinodüler guatr nedeniyle opere edilmiş ve postoperatif hipotiroidi ile hipoparatiroidi gelişmişti. Takiplerinde klinik olarak ötiroid olan hastanın sT4 düzeyi normal olmasına rağmen TSH seviyeleri yüksekti. TSH seviyesi 43,95 mU/L iken PEG çökeltme testi sonrası TSH:9,16 mU/L, recovery oranı %20,8 olarak saptandı. Levotiroksin dozu optimize edilerek takip edildi.

Vaka 3: 31 yaşındaki kadın hasta, PTC nedeniyle opere edilip remisyonda izlenmekteydi. TSH ile sT4/sT3 uyumsuzluğu ve çarpıntı şikayeti mevcuttu. PEG analizi sonrası recovery oranı %23,5, TSH düzeyi 1,76 mU/L olarak ölçüldü. Bunun üzerine levotiroksin dozu azaltıldı ve çarpıntı kayboldu.

Vaka 4: 41 yaşındaki kadın hasta, Hashimoto tiroiditi ve epilepsi tanılarıyla izlenmekteydi. Son dört yıldır sT3 ve sT4 düzeyleri normal iken TSH seviyeleri 3 ila 10 kat yüksekti. Klinik ötiroid olan hastanın TSH: 28,7mU/L iken yapılan PEG testi sonrası TSH düzeyi 7,3 mU/L idi. Levotiroksin dozu artırıldı ve düzenli takip planlandı.

Vaka 5: Opere PTC ile takipli 38 yaş kadın hasta TSH baskılanması sağlanamaması nedeniyle yönlendirildi. Levotiroksin dozu artırılınca çarpıntı şikayeti geliştiğinden ilacı düzenli kullanmıyordu. TSH: 18,13 mU/L iken yapılan PEG çökeltmesi sonrası TSH:4,64 mU/L olduğu görüldü.

Vakaların biri hariç tüm hastalar levotiroksini düzenli ve önerilen şekilde kullanıyordu. Tüm olgularda levotiroksin tedavisine yanıt alınması ve recovery oranlarının düşük olması nedeniyle TSHoma ve tiroid hormon direnci dışlandı. Malabsorpsiyon bulgusu saptanmadı. PEG çökeltme testi sonuçları Tablo-1’de özetlenmiştir.

Sonuç: PEG çökeltme testi, yalancı TSH yüksekliğinin ayırıcı tanısında değerli bir araçtır ancak makro-TSH doğrulaması için altın standart yöntem jel filtrasyon kromatografisidir. PEG sonrası düşük recovery değerleri farklı analitik interferanslarla da ilişkili olabileceğinden, spesifik laboratuvar analizleri ile doğrulanmalıdır. Hatalı TSH yüksekliğinin tanınması, gereksiz doz artışlarını ve tedaviye bağlı komplikasyonları önlemek için kritik öneme sahiptir.