TÜRK MİTLERİNDE MİTOLOJİ VEYA MİTOLOJİSİNDE MİTLER! ANADOLU'DA MİTOLOJİNİN İMKÂNSIZLIĞI, MİTİN DİRENCİ


Creative Commons License

İlhan M. E.

ULUSLARARASI MİTOLOJİ KONGRESİ -II, Mardin, Türkiye, 14 - 15 Mayıs 2026, ss.80, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Mardin
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.80
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Akademik literatürde ve popüler tarihçilikte ısrarla inşa edilmeye çalışılan "Türk Mitolojisi" kavramsallaştırması, Anadolu sahası özelinde ontolojik bir yanılgıyı ve Batı merkezli bir kategorizasyon hatasını barındırmaktadır. Bu bildiri, kışkırtıcı bir tezle Anadolu Türk kültüründe hayatı ve ritüeli kuşatan köklü "mitlerin" varlığını kabul etmekle birlikte bunların Antik Yunan veya Mısır örneğindeki gibi hiyerarşik, kanonik ve bir “panteon” sınıfına dayalı bir "kurumsal mitolojiye" asla dönüşmediğini savunmaktadır. Çalışmanın teorik iskeletini, sözün büyüsü ve kültürü ile yazılı kültür arasındaki bilinç farkına dair analizleri ve Türk inanç sistemindeki yapısal esneklik vurgusu oluşturmaktadır. Anadolu’ya göçen Oğuz boyları, atlı-göçebe kültür yapıları ve karşılaştıkları İslam’ın ortodoks otoritesi arasındaki gerilimde, kendi kozmolojilerini dondurulmuş bir "metin" (mitoloji) olarak değil performatif bir "eylem" (mit) olarak taşımışlardır. Anadolu sahasında arkaik mit, merkezi bir panteon kurmak yerine menkıbeler, cenk-nâmeler, ocak kültleri ve heterodoks ritüeller içerisine sızarak "kurumsallaşmadan" ve şekil değiştirerek hayatta kalmayı başarmıştır. Şamanın, kamın, baksının fonksiyonel mirasçısı olan "Ozan" veya "Veli" tipi, kurumsal rahibin aksine miti bir dogma kurmak yerine karizmatik bir tecrübe olarak an be an yeniden üretmiştir. Dolayısıyla Anadolu'da sistematik bir teoloji veya bir "Türk Olimpos'u" aramak metodolojik bir hatadır. Bu bildiri, Anadolu mitlerindeki bu "dağınıklığı" ve "kanonsuzluğu" bir eksiklik olarak ele almamakta; mitin dogmatik ve/veya statik bir yapıya hapsolmaya karşı geliştirdiği tarihsel bir direnç ve "yaşayan mit" dinamizmi olarak yeniden okumayı teklif etmektedir.