Kadın Çalışmaları 2024, Bahar DEMİREL, Editör, Fırat Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Elazığ, ss.125-136, 2024
Özet
Dezavantajlı veya özel politika gerektiren grup olarak kadınların ve kız çocuklarının korunması, sosyal politikanın öncelikli sorun alanlarından biridir. Sosyal politikanın, işgücüne katılımlarının artırılması ve istihdamlarının sağlanması başta olmak üzere kadınların güçlendirilerek bu dezavantajlı durumdan çıkmalarının sağlanmasına yönelik çok sayıda politika aracı vardır. Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığının (ASHB), 2024-2028 dönemi için hazırlamış olduğu, “Kadının Güçlendirilmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda” kadının güçlendirilmesine yönelik 5 temel politika ekseni belirlenmiştir. Bunlar; eğitim (okullaşma oranının yükseltilmesi), sağlık (sağlıklı doğum ve analık), ekonomi (işgücüne, istihdama katılma oranlarının yükseltilmesi), liderlik ve karar alma mekanizmalarına katılım (seçilme ve üst kademe bürokratik görevlerde yer alma), çevre ve iklim değişikliği olarak belirlenmiştir. ASHB strateji belgesinde kadınlar; kız çocukları, engelli kadınlar, yaşlı kadınlar, kırsal alanda yaşayan kadınlar, tutuklu ve hükümlü kadınlar, şiddet mağduru kadınlar, yoksul kadınlar ve geçici koruma statüsündeki kadınlar olarak geniş bir yelpaze oluşturmuştur.
Geniş anlamda sosyal güvenlik (koruma), kadın ve kız çocuklarının korunmasına yönelik sosyal politika araçlarının başında gelir ve 2 başat aracı vardır. Bunlar: primsiz ödemeler kapsamında yapılan gelir transferleri ve primli rejimlerden (sosyal sigortalar) ölüm sigortası kapsamında sağlanan haklardır. Türkiye uygulamasında primsiz ödemeler kapsamında ASHB tarafından yapılan hak sahiplerinin kadınlar olduğu yardımlar; şartlı eğitim ve sağlık yardımları, eşi vefat etmiş kadınlara yapılan yardımlar, asker ailesi olarak kadınlara yönelik yardımlar, aile destek ve sosyal dayanışma merkezleri projeleri kapsamında yapılan teşvik ödemeleri, doğum yardımı ve çoklu doğum yardımı yer almaktadır. Bu gelir transferleri ve yardımlar ailenin güçlendirilmesi kapsamında aile odaklı/merkezli, ancak doğrudan kadınlara yapılan yardımlardır. Merkezi yönetimlerin dışında yerel yönetimlerin de kadınlara ve aileye yönelik çeşitli yardımları ve hizmetleri vardır.
Sosyal güvenliğin kadınları korumaya yönelik ikinci politika aracı sosyal sigortalar ve özellikle ölüm sigortasıdır. Sosyal sigorta sistemleri içinde; kadınların sigortalı olmalarını sağlamaya yönelik prim destekleri verilmesi, yaşlılık sigortasında kadınların daha erken yaşlarda emekli olması ve analık hali ile engelli kişi bakım yükümlülüğü olması halinde hizmet borçlanması yapılması gibi kolaylaştırılmış haklar sağlanmıştır. Ancak kadınlara yönelik en geniş kapsamlı haklar (özellikle Türkiye’de), ölüm sigortasından sağlanmaktadır.
Türkiye uygulaması ölüm sigortasını kadın sigortası haline getirmiştir. Ölen sigortalının hak sahibi olarak kadınlar; dul kadın eş, kız çocuğu ve anne olarak 3 farklı statüde aylık almaktadır. 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre ölüm sigortasından aylık bağlananların % 93,5’ini sigortalının dul kadın eşi, kız çocukları ve annesi oluşturmaktadır. Hak sahibi dul erkek eş, erkek çocuk ve babanın oranı sadece % 6,5’dir. Bu oranlar hak sahibi eşler bakımından; dul kadın eşler % 96,9, dul erkek eşler % 3,1; kız çocukları bakımından kız çocukları % 87,8, erkek çocuklar % 12,2’dir.
Türkiye uygulamasında ölüm sigortasını diğer ülke uygulamalarından ayrıştıran 3 önemli özellik vardır. Bunlardan ilki, dul eşlere, evlenme dışında başkaca hiçbir kriter aranmaksızın ölüm aylığı bağlanmasıdır. Geride kalan dul eşin aktif sigortalı olarak çalışması, kendi çalışmasına bağlı aylık sahibi olması hak sahibi olmasını etkilememekte, aylık bağlanmasında muhtaçlık şartı aranmamaktadır. İkinci
125
önemli farklılık, kız çocukları için hak sahipliğinde yaş sınırı olmamasıdır. Kız çocukları çalışmadıkları, gelir-aylık sahibi olmadıkları ve evlenmedikleri sürece hak sahibi olarak aylık alabilmektedirler. Hatta evlenme ile hak sahipliğini kaybeden kız çocukları tekrar hak sahibi olabilmektedir. Nitekim 2022 yılı verilerine göre 26-79 yaş arasında 993.624 kız çocuğu; 80 yaşın üzerinde 49.509 kız çocuğu ölüm aylığı almaktadır. Yine SGK istatistiklerine 2022 yılında ölen anne-babasından (4/b’li) kız çocuğu statüsünde ölüm aylığı bağlanması için başvuranlar arasında 50 yaşında 419 kişi; 60 yaşında 366 kişi; 70 yaşında 235 kişi; 80 yaşında 45 kişi ve 95 yaşında 1 kişi vardır. Bu yaştaki kişiler, miras hukuku dışında hiçbir hukuk alanında çocuk olarak kabul edilmemektedir.
Türk ölüm sigortasını “nev’i şahsına münhasır” hale getiren bir 3’üncü özellik de dul kadın eş ve kız çocuklarının iki statüden aynı anda aylık alabilmesi uygulamasıdır. 5510 sayılı Kanunla sonlandırılmak istenen bu durum ölen eş ve anne-babanın sigortalılık statü farklılıklarına ve ölüm tarihlerine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.
Araştırmalar kadınların ve kız çocuklarının aylık alma şartlarının kolaylaştırılmış olması, onları işgücüne ve istihdama katılma konusunda isteksiz kılmakta veya kayıt dışı çalışmalarına yol açmaktadır. Yasa koyucu, Kurum uygulamaları, yargı kararları ve doktrinin genişletici yorumları ile gelinen noktada ölüm sigortası; kadınları koruyan değil, onları çalışmaktan ve kendi çalışmalarına bağlı güvence sahibi olmak yerine sürekli bağımlı hale getiren, sosyal hayattan uzaklaştıran, anlaşmalı boşanma gibi hakkın kötüye kullanımına başvurmaya sevk eden, evlenme yerine birlikte yaşamayı teşvik eden bir hale dönüşmüş görünmektedir.
Bu bildiri, kadınları ve özellikle kız çocuklarının hak sahipliğinin hukuki bir sorun olmaktan çıktığı bir sosyal politika sorununa dönüştüğü iddiası ile hazırlanmıştır. Çözüm olarak da, kadının işgücü ve istihdamına katılımını teşvik başta olmak üzere sosyal politika araçlarının kullanımını önermektedir.
Anahtar Kelimeler: ölüm sigortası, kız çocuklarının hak sahipliği, dul kadın eş, kadının güçlendirilmesi strateji belgesi,