ANNE SÜTÜNDEKİ MİKRORNA’LAR: YAPI, İŞLEV VE YENİDOĞAN ETKİLERİ


Somuncu E. İ., Arslan S.

7. ULUSLARARASI TIP VE SAĞLIK BİLİMLERİNDE YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 4 - 05 Aralık 2025, ss.99-107, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.99-107
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Anne sütü, yalnızca temel besin öğelerini değil, aynı zamanda bebeğin büyüme ve gelişmesi ile bağışıklık sisteminin olgunlaşmasını destekleyen birçok biyoaktif bileşeni içeren dinamik bir salgıdır. Bu bileşenler arasında son yıllarda öne çıkan mikroRNA’lar (miRNA’lar), gen ekspresyonunu post-transkripsiyonel düzeyde düzenleyen küçük, tek sarmallı RNA molekülleridir. Bu derlemede anne sütü kaynaklı mikroRNA’ların yapısı, işlevleri ve yenidoğanın sağlığı üzerindeki olası etkileri güncel bilimsel veriler ışığında ele alınmıştır. İnsan sütünde stabil bir şekilde bulunan miRNA’lar (örneğin miR-148a, miR-30-5p, let-7 ailesi), genellikle eksozom gibi yapılarla korunur ve bu sayede sindirim sisteminden bozulmadan geçerek emilebilir. miRNA’ların anne sütü yoluyla alınması, bağışıklık sistemi gelişimi, hücre farklılaşması, inflamasyonun kontrolü ve metabolik düzenleme gibi pek çok fizyolojik süreci etkileyebilir. Ayrıca bazı miRNA’ların nörogelişim üzerinde de rol oynadığı; sinaptik plastisite, nöron gelişimi ve beyin-bağırsak ekseni üzerinden etkiler gösterebildiği düşünülmektedir. Çeşitli çalışmalar, anne sütüyle alınan miRNA’ların alerjik hastalıklar, enfeksiyonlar, nekrotizan enterokolit, obezite ve bazı nörolojik bozukluklar gibi durumlara karşı koruyucu veya düzenleyici etkiler gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Anne sütündeki miRNA profili; annenin beslenme durumu, yaşam tarzı, genetik özellikleri ve çevresel faktörler gibi birçok değişkene bağlı olarak farklılık gösterebilir. Bu durum, bebeğin gelişimini etkileyebilecek farklı moleküler sinyallerin doğrudan anne sütü yoluyla iletilmesine işaret eder. İlerleyen dönemde yapılacak çalışmalarda anne sütündeki spesifik miRNA profillerinin farklı laktasyon dönemlerinde ve maternal sağlık durumlarına göre nasıl değiştiği daha ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Ayrıca miRNA’ların hedef genleri ve biyolojik etkileri üzerine in vitro ve in vivo modellerde daha fazla fonksiyonel çalışma yapılması gereklidir. Uzun dönemli kohort çalışmalarıyla, anne sütü miRNA’larının çocukluk çağı hastalıkları (alerji, obezite, otoimmün hastalıklar) üzerindeki etkileri takip edilmelidir. Elde edilen veriler, emzirmenin desteklenmesi ve formül mamaların içeriğinin doğal anne sütüne daha fazla benzetilmesi yönünde sağlık politikalarına katkı sağlayabilir.