TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIĞIN SOSYOEKONOMİK DİNAMİKLERİ: MEKÂNSAL PANEL VERİ EKONOMETRİSİ ÇERÇEVESİNDEN BİR ANALİZ


Beyiz Z.

NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ, cilt.13, sa.Özel Sayı, ss.14-35, 2025 (TRDizin)

Özet

Türkiye’de 1950’li yılların sonundan günümüze toplam doğurganlık hızı istikrarlı bir şekilde azalmaktadır (Kadın başına ortalama: 1950’de 6.4 çocuktan, 2023’te 1.6 çocuğa düşen değişim). Malthus’a göre ortalama gelir düştüğünde nüfus daha yavaş artar çünkü bireyler kısıtlanan imkânları nedeniyle daha geç evlenirler ve daha az çocuk sahibi olurlar. Doğurganlığa modern ekonomik yaklaşım, Malthus’un bu çerçevesinin gelişerek sürmesiyle şekillenmiştir. Modern ekonomik kalkınma yaklaşımı doğurganlık meselesini “demografik geçiş” sürecini de dikkate alarak incelemiştir. Öyle ki 19.yy’dan bu yana ilk olarak sanayileşmiş ülkelerde ve devamında bilhassa 20.yy’da gelişmekte olan ülkelerde ölüm oranlarındaki değişimler ve ortalama yaşam süresindeki artışlar nüfusu etkilemiştir. Bu etki demografik rejimlerin yüksek doğurganlık ve yüksek ölümlülükten, düşük doğurganlık ve düşük ölümlülüğe doğru derin dönüşümünü ifade etmektedir. Doğurganlığa modern ekonomik yaklaşım, toplumların Malthus benzeri durağan bir dengeden nasıl kaçtıklarını ve kişi başına düşen gelirlerin, beşeri sermayenin ve fiziksel sermayenin artmaya devam ettiği, doğurganlığın oldukça düşük seviyelere gerilediği ve evli kadınların işgücüne yoğun bir şekilde katıldığı ekonomiler olma yolculuğuna nasıl çıktıklarını analiz etmek için bir çerçeve sağlar. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de toplam doğurganlık hızını etkilediği düşünülen bazı sosyoekonomik ve mekânsal belirleyicileri ortaya koymaktır. Ön testler ve model karşılaştırmaları sonucunda sabit etkiler altında tahmin edilen Mekânsal Durbin Modeli (SDM), hem teorik tutarlılık hem de istatistiksel anlamlılık bakımından en uygun model olarak belirlenmiştir. SDM modeline Driscoll–Kraay sağlam standart hatalar uygulanarak tahmin güvenilirliği artırılmıştır. Bu çerçevede elde edilen bulgular, Türkiye’de doğurganlık kararlarının sadece bireysel veya yapısal faktörlerle değil, aynı zamanda mekânsal bağlamlarla da şekillendiğini ortaya koymuştur. Analiz sonuçları, boşanma oranı, lise ve üzeri eğitim düzeyi ile beş yaş altı çocuk ölüm oranının doğurganlık üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Buna karşılık, evlilik oranı, takipteki krediler ve reel kişi başına gelir değişkenlerinin doğurganlık üzerindeki etkileri pozitif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Bulgular, doğurganlığın sosyoekonomik göstergelerle birlikte bölgesel düzeyde önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır.
The total fertility rate in Turkey has exhibited a consistent decline from the late 1950s to the present day, with the average number of children per woman decreasing from 6.4 in 1950 to 1.6 in 2023. According to Malthus, a fall in average income results in later marriage and smaller families due to limited resources, causing the population to grow more slowly. The evolution of Malthus's framework has shaped the contemporary economic approach to fertility. The contemporary economic development approach has examined fertility by considering the "demographic transition" process. Since the 19th century, changes in mortality rates and increases in average life expectancy have had a significant impact on population dynamics, initially in industrialised countries and subsequently, particularly in the 20th century, in developing countries. This phenomenon signifies a substantial shift in demographic patterns, characterised by a transition from high fertility and high mortality rates to low fertility and low mortality rates. The contemporary economic approach to fertility provides a framework for analysing how societies have moved away from a Malthusian-like static equilibrium and embarked on a journey towards economies where per capita income, human capital, and physical capital continue to increase, fertility has fallen to very low levels, and married women participate intensively in the labour force. The objective of this study is to ascertain the socioeconomic and spatial determinants believed to influence the total fertility rate in Turkey. Following a thorough examination of the extant literature and a meticulous analysis of the available data, it was determined that the Spatial Durbin Model (SDM) estimated under fixed effects represented the most appropriate model in terms of both theoretical consistency and statistical significance. This conclusion was reached by conducting pre-tests and model comparisons. The reliability of the estimates derived from the SDM model was enhanced by the application of robust standard errors, as proposed by Driscoll–Kraay. The findings obtained within this framework reveal that fertility decisions in Turkey are shaped not only by individual or structural factors but also by spatial contexts. The findings of the analysis indicate that the divorce rate, high school and higher education levels, and the under-five child mortality rate exert statistically significant and negative influences on fertility. In contrast, the marriage rate, outstanding loans, and real per capita income variables were found to have positive and significant effects on fertility. The findings indicate that fertility rates exhibit substantial regional variations in conjunction with socioeconomic indicators.