Metanol, etanol ve DMSO'nun CMT-U27 köpek meme kanseri hücre hattı üzerindeki sitotoksik ve gen ifadesi profillerinin karşılaştırılması


Creative Commons License

Şentürk N., Şamlı H., Taşkın D., Samli D., Bozkurt B., Sorucu A., ...Daha Fazla

22nd International Medicine and Heath Sciences Researches Congress, Ankara, Türkiye, 18 - 19 Temmuz 2026, cilt.22, ss.165, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 22
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.165
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Bursa Uludağ Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kanser araştırmalarının in vitro aşamalarında yaygın olarak kullanılan organik çözücüler DMSO, etanol ve metanolün, yapısal toksisite profilleri, deneysel sonuçlar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Bu çalışmada, in vitro onkoloji araştırmalarında taşıyıcı olarak sıklıkla tercih edilen dimetil sülfoksit (DMSO), etanol ve metanolün, köpek meme karsinomu (CMT-U27) hücre hattı üzerindeki sitotoksik etkileri ve transkripsiyonel hücre ölümü profilleri sistematik olarak karşılaştırılmıştır. Deney kapsamında hücreler; 24, 48 ve 72 saatlik inkübasyon sürelerinde, %0,25 ile %5 arasında değişen dozlarda çözücülere maruz bırakılmıştır. Çözücülerin sitotoksik etkileri XTT analiziyle belirlenirken, hücresel ölüm mekanizmaları Hoechst 33342/Annexin V/PI üçlü floresan boyama yöntemiyle incelenmiştir. Ayrıca apoptotik (CASP3, BAX, PUMA, ATM, BID), anti-apoptotik (BCL2, MCL1) ve DNA hasarı/hücre döngüsü regülasyonu ile ilişkili (P53, P21, NOXA) genlerin ekspresyon düzeyleri RT-qPCR ile ölçülmüş; elde edilen veriler Isı Haritası (Heatmap) ve Temel Bileşen Analizi (PCA) ile haritalandırılmıştır. Elde edilen bulgular, DMSO'nun zamana ve doza bağımlı olarak ciddi bir sitotoksisiteye yol açtığını ve hücreleri ileri evre apoptoz ile sekonder nekroza sürüklediğini göstermiştir. Gen ekspresyonu düzeyinde DMSO; CASP3, BAX, PUMA, ATM ve BID genlerini anlamlı ölçüde indüklerken, BCL2 ve MCL1 genlerini baskılamıştır. Diğer taraftan, etanol ve metanol uygulamaları %5'lik en yüksek dozda bile hücre canlılığını %80'in üzerinde tutmayı başarmıştır. PCA verileri, çözücülerin hücresel etkilerinde net bir ayrışma ortaya koymuştur. Etanolün özellikle P53, P21 ve NOXA vektörleri üzerinden genotoksik stresi tetiklediği görülürken, metanol; kontrol grubuna en benzer transkripsiyonel profili sunarak minimal değişim göstermiştir. Araştırma sonuçları, CMT-U27 hücre hattıyla yapılan çalışmalarda, solvent kaynaklı istenmeyen apoptotik sinyalleri engellemek adına DMSO konsantrasyonunun %1'in altında sınırlandırılması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Etanol düşük sitotoksik etkisiyle öne çıksa da DNA hasarı yolaklarını aktive etme eğilimindedir. Test edilen alternatifler arasında en güvenli sitotoksik ve transkripsiyonel profili sunan metanolün, CMT-U27 tabanlı in vitro modellerde en ideal taşıyıcı çözücü adayı olduğu değerlendirilmektedir.