IVSA Bursa 2. Ulusal 1. Uluslararası Ögrenci Kongresi, Bursa, Türkiye, 22 - 25 Ekim 2025, ss.68, (Özet Bildiri)
Köpekler, evcilleştirme süreciyle birlikte insan topluluklarıyla yoğun ve sürekli bir etkileşim geliştirmiş, bu sayede hem sosyal yaşamda hem de çeşitli görevlerde önemli roller üstlenmiştir. Ancak bu yakın ilişkinin bir sonucu olarak, köpeklerde gözlenen agresif davranışlar hem hayvan refahı hem de insan güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabilen çok faktörlü ve karmaşık bir etolojik olgu hâline gelmiştir.
Agresyonun ortaya çıkışında beyinde bulunan dopamin, serotonin ve diğer monoaminler önemli bir rol oynamaktadır. Monoaminler, yapılarında bir amin grubu içeren ve genellikle aromatik halka yapısına bağlı iki karbon zincirinden oluşan biyojenik aminlerdir. Beyinde sentezlenen bu nörotransmiterler, çevresel uyaranlara tepki verme eşiğini düşürebilir ve emosyonel durum, motivasyon, stres yanıtı, saldırganlık, öğrenme ile sosyal etkileşim gibi davranışsal özelliklerin düzenlenmesinde temel rol oynar.
Monoaminlerin etkileri, onları parçalayan monoamin oksidaz (MAO) enzimi tarafından sınırlandırılır. MAO, mitokondri dış membranında bulunur ve MAO-A ile MAO-B olmak üzere iki izoforma ayrılır. MAO-A, özellikle noradrenalin ve serotonini parçalayarak emosyonel düzenleme ve davranış üzerinde etkili olurken, MAO-B daha çok dopamin ve feniletilamini metabolize ederek hareket ve motivasyon süreçlerine katkı sağlar.
Yapılan çalışmalar, insanlarda, farelerde ve köpeklerde düşük MAOA aktivitesinin uzun süre yüksek monoamin seviyelerine yol açarak davranışsal farklılıklar oluşturabileceğini göstermektedir. Böylece MAOA polimorfizmleri, bireysel davranışsal farklılıklarda genetik bir belirteç olarak öne çıkar.
Bu çalışmada, MAO enzim aktivitelerindeki bireysel farklılıkların ve MAOA polimorfizmlerinin monoamin düzeyleri üzerinden davranışsal tepkileri nasıl etkilediğini inceleyen çalışmaları özetlemek ve bu bulgular ışığında hayvanlarda itaatkâr veya belirli davranış profillerine sahip bireyleri belirlemede potansiyel bir biyobelirteç olarak kullanılma olasılığını tartışmak amaçlanmaktadır.