Pasif İklimlendirme Yöntemi Olarak Termit Yuvası Prensibinin Biyomimikri Bağlamında İncelenmesi: Eastgate Centre ve TMB Binası


Creative Commons License

Gümüş S., Taş N., Taş M.

ART/icle: Sanat ve Tasarım Dergisi, cilt.6, sa.1, ss.122-153, 2026 (Hakemli Dergi)

Özet

Öz Amaç: Bu çalışma, termit yuvası prensibinin biyomimikri bağlamında pasif iklimlendirme stratejisi olarak mimarlık alanına nasıl aktarılabileceğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, mantar yetiştiren Macrotermes türlerinin yuvalarında gözlemlenen hava hareketi, termal tamponlama, ısı değişimi ve mikroklimatik düzenleme süreçlerinden hareketle, bu biyolojik ilkelerin farklı iklim koşullarındaki ofis yapılarında hangi mimari ve teknik sistemlerle karşılık bulduğunu Eastgate Centre ve Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Binası örnekleri üzerinden değerlendirmektedir. Yöntem: Çalışmada, termit yuvası analojisiyle literatürde yaygın biçimde ilişkilendirilen Eastgate Centre (Harare, Zimbabve) ile Türkiye’de düşük enerjili çevresel kontrol yaklaşımı bakımından öne çıkan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Binası (Ankara), karşılaştırmalı vaka analizi yöntemiyle ele alınmıştır. İnceleme; iklimsel bağlam, havalandırma mekanizması, termal kütle kullanımı, enerji performansı ve biyomimetik ilişki parametreleri üzerinden yürütülmüştür. Çalışmada birincil saha ölçümü veya yeni bir enerji simülasyonu yapılmamış; akademik yayınlar, teknik raporlar, proje dokümanları ve kurumsal kaynaklarda yer alan ikincil veriler değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, Eastgate Centre’ın termit yuvası prensibini doğrudan bir biyomimetik referans olarak yorumladığını; TMB Binası’nın ise benzer çevresel ilkeleri yer altı termal labirenti, termal kütle, atrium ve hibrit iklimlendirme bileşenleri aracılığıyla bağlamsal bir sistem olarak ele aldığını göstermektedir. Eastgate Centre için literatürde yaklaşık %35 düzeyinde enerji tasarrufu aktarılırken, TMB Binası’nda termal labirent sisteminin ısıtma ve soğutma maliyetlerinde yaklaşık %35–40 oranında tasarruf sağlayacağı raporlanmaktadır. Ancak bu değerler, aynı baz bina modeli, kullanıcı yoğunluğu, işletme senaryosu ve iklim normalizasyonu üzerinden üretilmiş eşdeğer veriler olmadığından, doğrudan sayısal  karşılaştırma aracı olarak değil; her yapının kendi bağlamında raporlanmış göreli performans göstergeleri olarak değerlendirilmiştir. Sonuç: Çalışma, biyomimetik pasif iklimlendirme stratejilerinin değerlendirilmesinde biçimsel taklitten çok, biyolojik ilkelerin süreç ve performans düzeyinde mimari tasarıma aktarılmasının belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Eastgate Centre ve TMB Binası karşılaştırması, termit yuvası prensibinin tekil ve evrensel bir model olmaktan ziyade; iklimsel, teknolojik ve bağlamsal koşullara göre uyarlanabilen esnek bir tasarım stratejisi olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda çalışma, biyomimikri temelli pasif iklimlendirme için “Bağlam–Prensip–Mekanizma–Performans” ilişkisine dayalı kavramsal bir sistem önerisi sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Biyomimikri, Pasif İklimlendirme, Termit Yuvası Prensibi, Ofis Yapıları, Enerji Verimliliği.