Hadis Usûlü Açısınadan Hatîb el-Bağdadî’xxnin İbnü’xxs-Salah Üzerindeki Etkileri
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Türkiye
Tez Danışmanı: Mehmet Ali Sönmez
Tezin Onay Tarihi: 1995
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
İslâm’ın iki temel teşrî
kaynağından biri olan hadis, bu özelliğini kazanmasıyla birlikte, çeşitli
vâsıtalarla koruma altına alınmaya çalışılmıştır. Bu faâliyet rastgele olmamış,
hadislerin herhangi bir değişikliğe uğramadan sonraki nesillere aktarılması
için çeşitli kâideler vaz‘edilmiştir. Hadislerin kitâbeti, tahammülü ve
rivâyetiyle ilgili bu kâideler, daha ilk dönemlerden itibâren teşekkül etmeye
başlamış, kendi içinde çeşitli ilim dallarına ayrılmak ve özel ıstılâhlara
kavuşmak suretiyle de kemâle ulaşmıştır. Hadis ilminin rivâyetle alakalı
kısmına dayanak teşkil edip taşıdığı ilmî ve amelî muhtevânın değerini ortaya
koyan bu kâideler bütünü “Hadis Usûlü” ilmini oluşturmuştur.
Hadis usûlünün çeşitli
konuları başlangıçta teker teker ele alınarak herbiri hakkında müstakil eserler
telîf edilmiş veya fıkıh usûlü ile karışık halde çalışılmıştır. H. III. ve IV.
asırlar usûl konularının bir bütün olarak aynı kitap içinde işlenmeye başladığı
dönemdir. Bu başlangıç yaklaşık üç asır sonra, H. VII. asrın ilk yarısında,
İbnü’s-Salâh diye meşhûr Ebû Amr Osman b.
Abdirrahman eş-Şehrezûrî tarafından kaleme alınan ‘Ulûmu’l-Hadîs ile
zirveye ulaşmıştır. İbnü’s-Salâh’ın, bu meşhûr kitabını, selefinden intikâl
eden muazzam mîrâsı yoğurup değerlendirmek suretiyle oluşturduğunda şüphe
yoktur. İbnü’s-Salâh, kullandığı kaynaklar içerisinde en fazla el-Hatîb
el-Bağdâdî’nin eserlerine ilgi göstermiştir. Bu ilginin haklı bir sebebi
vardır. Çünkü el-Bağdâdî’nin usûle dair meşhûr eseri olan el-Kifâye’de
konular kendinden önceki eserlere nisbetle daha teknik ve tertîb açısından daha
bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Tertîb açısından sahip olduğu bu
üstünlük ‘Ulûmu’l-Hadîs’e
karşı da geçerlidir. Bu da el-Bağdâdî’nin konuları, aralarında bir bağlantı
kurarak ele aldığını, dolayısıyla el-Kifâye’yi daha başlangıçta bir “kitap” olarak düşündüğünü
göstermektedir. ‘Ulûmu’l-Hadîs ise bu mânâda bir tertipten yoksundur.
Bir etkileşmeden söz edebilmek
için bize en net bilgileri, İbnü’s-Salâh’ın el-Bağdâdî’ye ismen atıfta
bulunduğu yerler vermektedir. Bu gibi yerlerin bazılarında İbnü’s-Salâh,
el-Bağdâdî’ye muhâlefet etse de genelde onun fikrini kabul etmektedir. Pekçok
usûl konusu yanında İbnü’s-Salâh “şeyh ve tâlibin âdâbı” gibi geniş ve önemli
bir konunun pek çok ayrıntısında el-Bağdâdî’ye mürâcaat etmiştir. İbnü’s-Salâh
bunlara nisbetle çok az sayılabilecek bazı konularda ise el-Bağdâdî’ye
muhâlefet etmektedir. İbnü’s-Salâh, çeşitli ayrıntıları olan genişçe bir
konunun bazı kısımlarında el-Bağdâdî’nin ismini zikretmekte, zikretmediği
kısımlarda da yine aralarında bazı benzerlikler kurulabilmektedir. Bu durum
bizi, İbnü’s-Salâh’ın bütün ayrıntıları ondan aldığı sonucuna ulaştırabilir.
İbnü’s-Salâh’ın,
el-Bağdâdî’nin ismini zikredip görüşüne uyduğu bazı konularda, ona bazı
ilâvelerde bulunduğu da olur. Bu gibi ilâveler, hadis usûlü konularının tarih
içerisinde pratik kolaylıklar sağlayacak şekilde gelişmeler kaydettiğini
göstermesi açısından önemlidir.
Bu veriler ışığında,
İbnü’s-Salâh’ın tartışılmaz bir usûl formasyonuna sahip olduğunu söylemek
mümkündür. Çünkü ortaya koyduğu eser, kendisinden sonra kaleme alınan bütün
usûl eserlerinin temel dayanağı olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
İbnü’s-Salâh’a ve eserine bu özelliği kazandıran üstünlük, kendisinden önce bu
alanda yapılan çalışmaları çok iyi incelemiş ve onlardan gerekli sonucu
çıkarmış olmasıdır. Bu kaynaklar içinde el-Hatîb el-Bağdâdî ve eserlerinin
vazgeçilmez bir yeri olduğu muhakkaktır.