Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tez Danışmanı: Ramazan Yelken
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Bu tezi destekleyen bir program bulunmamaktadır
Özet:
Yeni savaş aktörler, şiddet stratejileri ve organizasyon yapıları bakımından geleneksel savaşlardan farklılaşır. Sivillerin protesto gösterilerinin hükümet tarafından şiddetle bastırılmasıyla bir iç savaş olarak başlayan Suriye Savaşı da kısa zamanda uluslararası devlet ve devlet-dışı aktörlerin sürece müdahil olmasıyla yeni savaş niteliği kazanmıştır. Sivilleri şiddetin nesnesi haline getiren ve toplumsal hayatın mikro alanlarına kadar sızan çatışma biçimleri, bu savaşı ona maruz kalan insanların deneyimlerinden hareketle ele almayı gerektirir. Yeni örgütlü şiddetin sivillerin gündelik hayatında gerçekleşiyor olması bu formuyla dikkatleri sosyoloji tarihinde uzun zamandır ihmal edilen savaş fenomenine çekmiştir.
Bu çalışmada Suriye’de savaş durumunu yaşayan sivillerin savaş deneyimleri araştırılmaktadır. Toplumsal bir deneyim olarak savaşın sivillerin gündelik yaşamlarını, toplumsal ilişkilerini ve duygu-düşüncelerini nasıl etkilediği nitel araştırma yöntemi ve fenomenolojik yaklaşımla anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Suriyelilerin yoğun olarak yaşadıkları İstanbul Esenyurt’ta amaca yönelik ve kartopu örnekleme tekniğiyle maksimum çeşitlilik gözetilerek belirlenen savaş deneyimine sahip 33 Suriyeli ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen metinler nitel veri çözümleme prosedürlerine göre kodlanarak savaşa giden yol, savaşın icrası, savaşta şiddeti yaşamak ve savaştan kaçışa ilişkin deneyimleri içeren dört ana temaya ulaşılmıştır.
Bu dört tema tüm aşamalarıyla Suriyeli sivillerin savaş deneyimlerini içermektedir. Suriye toplumunda uzun bir geçmişi olan ve politik aktörlerin sistematik olarak kullandığı toplumsal kutuplaşma farklı eşitsizliklerle birleşerek toplumsal gruplar arasında bir çatışma zemini oluşturmuştur. Devlet ile halk arasında başlayan çatışmalar başka devlet ve devlet-dışı aktörlerin katılımıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Çoklu aktörün oluşturduğu asimetrik ve karmaşık yapıdaki kollektif şiddet genellikle sivillere yöneltilmiştir. Gündelik hayatlarında şiddetin fiziksel, toplumsal ve psikolojik her formunu deneyimleyen siviller her bakımdan büyük yıkımlar yaşamışlardır. Şiddetin gündelik hayatın bir parçası haline geldiği savaş durumunda savaşın dışı kalmamış hatta savaş durumu bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Giderek yoğunlaşan ve yayılan kolektif şiddetin yaşama imkanlarını ortadan kaldırması ise neticede sivilleri önce çatışmasız güvenli bölgelere sonra da ülke dışına çıkmaya zorlamıştır.