Yapı yeraltı kabuğunda su ve nem sorunlarının geçirimsiz beton malzeme ile giderilmesinin araştırılması


Doç. Dr. ZUHAL ŞİMŞEK

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, MİMARLIK FAKÜLTESİ, MİMARLIK, Türkiye

Tez Danışmanı: Emine Nilüfer Akıncıtürk

Tezin Onay Tarihi: 2005

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Su, insan yaşamının sürekliliği açısından zorunlu gereksinim duyulan bir maddedir. İnsan hayatında biyolojik eylemlerin yanı sıra yapısal etkinliklerinde gerçekleştirilmesinde etkin rol üstlenir ve bu rolü ile de vazgeçilmez bir olgu durumundadır. Yaşamın devamı olgusunun dışında su, insan eylemlerine yanıt veren ve yapay ortamları oluşturan yapı açısından da önem taşır. Mimari tasarımların yapıya dönüşmesinde, mühendisler tarafından hayata geçirilmesinde yatay kuvvetler yanı sıra önlem alınması gereken tek madde olması nedeni ile su ve etkileri, her yönü ile ayrıntılı araştırılmaktadır. Yapıların hizmet ömrü boyunca sudan etkilenmemeleri doğrultusunda çalışan insan, yapı üzerindeki her noktanın su etkisine direnç gösterecek ayrıntılar ve malzemeler üretmeye çalışmaktadır. Günümüzde bu çalışmaların yalnız yapı üzerinde yeterli olmadığı, zeminin de yapı kadar etkili olduğu ve özellikle, yapı – zemin etkileşimde su etmeninin ön plana çıkarak yapıyı kullanılmaz duruma getirdiği görülmüştür. Su, yeryüzü ve yeraltı olmak üzere her ortamda bulunan bir maddedir. Çalışmada, özellikle yeraltı yapı kabuğu üzerindeki etkileri araştırıldığından zemin suyu- yapı arasında inceleme ve değerlendirme söz konusu edilmiş ve kapsam sınırları çizilmiştir. Su, zemini sıvılaştırarak deprem karşısında taşıma gücü açısından yapıyı zayıflatmakta ve yapıyı olumsuz etkilemektedir. Deprem olgusu dışında su yapıyı oluşturan tüm malzeme ve bileşenlere etki ve nüfuz ederek yapı taşıyıcılığını, sağlığını, ömrünü azaltmaktadır. Yapı evrimi sürecinde insan sağlığı, hijyeni açısından her türlü olumsuz etmenin yapı içinde barınmasına, rahatsız edici, konfor bozucu etkileri ile de suya karşı bir dizi önlemler alınması gündemde tutulmuştur. Drenaj gibi yapı dışında ön çözüler ile su, yapıdan uzaklaştırılmaya çalışılmış ve sırası ile her türlü yapısal yalıtımlar ile çözümler aranmıştır. Tüm bu önlemlere karşı gelişen ve karmaşıklaşan yapı ve taşıyıcı öğelerinin kesişen ara kesitlerinde yalıtım malzemeleri ile istenilen performans ortaya koyulamamıştır. Bu arada, her türlü yalıtımın bünyelerinde taşıdıkları zayıf noktaları ile bu yalıtımların yapı-su geçirimsizliği açısından ömürleri sorgulanmaya başlanmıştır. Özellikle yapı yüklerini karşılayarak zemine ileten bölümlerinin sürekli zemin suyu ile teması göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede gerekli önlemlerin alınmaması nedeni ile oluşan su sorunu yüzünden çok fazla yapıda hasar oluştuğu gözlemlenmiş, saptanmıştır. 1999 Marmara depremi sonrasında yaklaşık 60000 konutu üzerinde yapılan inceleme bu görüşü desteklemektedir. Çalışma, suya kaşı her türlü önlemin yapıda oluşturduğu olumlu, olumsuz etkilerini değerlendirmiş ve sonuçta günümüz geleneksel yapı malzemesi olan beton ile dış etmenlere karşı dirençli, suya karşı ise geçirimsiz bir konumda üretilmesi yöntemini araştırmıştır. Bu kapsamda, tüm etkilere karşı alınabilecek önlemlerin betonarme yapı yeraltı kabuklarında ana malzeme beton ile sağlanması konunun önemini destekleyen bir çözüm önerisi olarak getirilmeye çalışılmıştır. İstenilen performans olan dirençli ve geçirimsizliği sağlanmış beton malzeme oluşturmayı hedefleyen çözüm; Laboratuar ortamında, farklı oranlarda mineral katkılar ile oluşturulan çok sayıda numune üzerinde deneler yaparak sağlanmıştır.