İşyeri Sendika Temsilciliği ve Güvencesi
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hukuk Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Nuri Tankut Centel
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
DOKTORA TEZ ÖZETİ
TEZİN ADI: İşyeri Sendika Temsilciliği ve Güvencesi
ÖZETİ: I-Sendikalar, demokrasinin olmazsa olmaz kurumlarındandır. Sendikasız ne endüstri ilişkisi, nede sendikal demokrasi düşünülemez. Bu nedenle, sendikaları yaşatmak, onlara hak ettikleri saygın bir işlev ve değer kazandırmak, çalışan insanların çıkarlarını korumada, ülkemiz demokrasisinin gelişmesinde ve çağdaş dünya ülkeleri arasında yer alınması açısından kaçınılmaz bir gerçektir. Değişen iş ilişkileri de göz önünde tutulduğunda, sendikalar, küresel ekonomide rekabeti artırabilmek için, işçi çıkarlarını koruyarak geleneksel iş ilişkilerinin değişmesinde aktif rol oynamaktadırlar. Ayrıca, sendikalar kendi gündemlerini kendileri belirlemeleri, bağımsız bir güç olarak hareket etmeleri nedeniyle, işçi-işveren ilişkileri üzerinde de olumlu-olumsuz yönde etkileri olmaktadır. Dolayısıyla, sendikalar, doğrudan yada dolaylı olarak sahip oldukları bu güç nedeniyle, ileriye yönelik olarak tutum takınma ve örgütlenmelerini daha da güçlendirme ihtiyacı karşısında, tepkilere bel bağlama veya sadece üyelerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelmek yerine:
Yerleşik işçi ve işyerlerinin örgütlenmesine ağırlık vererek, örgütlenmeye dayalı bir sendika olmaları; üye kazanmada ve üyeleri elinde tutmada beceri kazanacak, işyerine yeni katılanlara cazip gelecek yeni bir gündem oluşturmaları; politika oluşturma ve karar alma çalışmalarına sadece sendikada aktif görev alanların değil bütün üyeleri katacak demokratik bir yapı kazanmaları gerekmektedir.
Sendikaların bütün bunları başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için işyerlerinde görev verebilecekleri bir müesseseye ihtiyaçları bulunmaktadır. İşte, sendikaların işyerlerinde ihtiyaç duydukları bu müessese ”işyeri sendika temsilciliği”dir.
II- İşyeri sendika temsilcileri, belirli bir dönem için o işyerindeki işçilerin hak ve çıkarlarını korumak, işyerinde doğabilecek uyuşmazlıkları çalışanlar lehine çözüme kavuşturmak, çalışanların talep ve beklentilerini üyesi olduğu sendikanın kurullarına aktarıp, sendikal politikaların sağlıklı bir biçimde oluşmasını sağlayıp bu politikaların hayata geçmesinin uygulayıcısı ve takipçisi olmak üzerine belirlenen kişilerdir.
İşyeri sendika temsilciliğine, Sendikalar Kanunu’nun 30, 34, 35. maddelerinde yer verilmiştir. Kanun’un 30. maddesinde işyeri sendika temsilcilerinin güvencesi; 34. maddesinde, tayini ve nitelikleri; 35. maddesinde de görevleri düzenlenmiştir. Kanun sistematiği bakımından değerlendirildiğinde, öncelikle işyeri sendika temsilcilerinin tayini ve niteliklerine yer verilmesi, ardından görevleri, en son olarak da güvencelerinin düzenlenmesi gerekirdi. Bu nedenle yapılacak yasal bir düzenlemede, işyeri sendika temsilcilerine ilişkin hükümlerin böyle bir sistematik içerisinde düzenlenmesi yerinde olacaktır.
III- İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde, her gün işçi-işveren karşısında, sendika tüzel kişiliğinin somut göstergesi olarak sendikayı temsil etmektedirler. Bir işyerinde çalışan için, sendika denildiğinde, ilk olarak akla gelen, sendika temsilcileri olmaktadır. Bu bakımdan, sendika temsilcileri, işyerinde bir anlamda sendikadır ve sendikanın işyerinde güçlülüğü yada zayıflığının belirleyici göstergesi olmaktadır. Görüleceği üzere, her ne kadar Sendikalar Kanunu’nda işyeri sendika temsilcileri, işyeri sendika temsilcisi olarak adlandırılmış ise de, onlar, sendikanın temsilcisi olmalarının yanında, ayrıca işçilerin de temsilcisidirler. Gerçekten de, işyerinde, sendika üyelerinin yada diğer işçilerin düşünce ve önerilerini sendikaya aktaracak, doğru kararlar alınmasını sağlayacak olan işyeri sendika temsilcileridir. İşçiler, sendikanın genel merkez ve yöneticilerini her gün göremezler. Ancak, temsilci, her zaman işçilerle iç içedir, işyeri koşullarını en iyi o bilir, işyerindeki çalışanları en iyi o tanır. Bu nedenle, işyerindeki üye ile sendika arasında bir köprü görevini üstlenmektedir. Sendikanın kararlarını, politikasını ve çalışmalarını üyelere anlatacak, gelişmeler hakkında üyeleri bilgilendirecek, sendikanın düzenlediği faaliyetlere üyelerin katılımını sağlayacak olan sendika temsilcileridir. Yine, sendikanın yetkili kurullarınca alınan kararlar, işyeri sendika temsilcileri tarafından işyerlerinde uygulanmaktadır. İşyerinde ortaya çıkacak sorunlar karşısında sendikanın görüşünü işverene açıklama görevini de temsilciler üstlenmişlerdir. Ayrıca, sendikaya üye olmayanları sendikaya üye kaydedecek, üye olanların sendikal konularda bilinçlenmesine aracılık edecek yine işyeri sendika temsilcileridir.
İşyerlerinde meydana gelecek küçük-büyük her türlü kişisel uyuşmazlık temsilciler yoluyla işverene götürülerek, işverenle yapılacak olan birebir görüşmelerle yargıya intikal etmeden çözüme kavuşturulabilecektir. Ancak, unutulmaması gereken bir nokta da, işyerinde uyuşmazlıkların azalması için temsilcilerin sahip oldukları bu yetkilerini iyi kullanmaları gerektiğidir. Temsilcilerin alacakları yanlış bir karar ya da yönlendirme işyerlerinde ki çalışma ilişkilerini bozabilecek, işyerlerinde kargaşanın çıkmasına neden olabilecektir. Bu nedenle, öncelikle işyeri sendika temsilcilerinin seçiminde çok dikkatli davranılması gerekmekte, ardından sendika temsilcilerinin eğitimlerinin çok iyi bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sendika temsilcilerinin eğitimi, sendikalar tarafından baş temsilci ve temsilcilere yönelik olmak üzere uygulanmalıdır.
IV- Sendikalar, temsilcinin sendikayı güçlendirmenin temel koşulu olduğunu ısrarla vurgulamalıdırlar. Çünkü, sendikal örgütlenme bir bütün olarak algılanmalıdır. İşyerinde güçlü olmayan sendikal yapının etkin olması beklenemez. Güçlü bir sendikal yapının gerçekleşmesinin en önemli aracı da sendika temsilciliğinin sendikal yapıyı tamamlamasıdır Sendikanın işyerinde etkili olması, sendika temsilcisinin çalışmasına, kararlılığına, yeteneğine ve becerisine bağlıdır. Üstlendiği sorumluluğun farkında olan temsilci, sendikanın o işyerinde saygın ve etkin olmasını da sağlayacaktır. Bu açıdan, sendika temsilcisine duyulan güven, aynı zamanda sendikaya duyulan güvenin başlangıcı olmaktadır. Ancak, bütün bunların olabilmesi için de, sendika tarafından, sendika temsilcisine yalnız olmadığı, arkasında binlerce üyeye sahip güçlü bir sendikasının olduğu desteği her zaman verilmelidir.
V- İşyeri sendika temsilcileri, öncelikle nitelikli bir kişi olmalıdır. Nitekim, işyerindeki işçi-işveren-sendika arasındaki ilişkilerin sağlıklı olması doğru ve objektif olmaya bağlıdır. İşyeri sendika temsilcileri her zaman doğru davranmayı ilke edinen söylediğini yapan, yaptığını söyleyen kişi olmalıdır. Görevi ile ilgili hiçbir konuyu ne abartmalı ne de olduğundan fazla göstermemelidir. Bunun dışındaki davranışlar, belki kısa vadede kişilere hoş görünmeye yol açabilir fakat, uzun vadede sendikal mücadeleyi yanlışa sürükleyecektir. Dolayısıyla, temsilcilik görevinin yerine getirilmesi, temsilciler yanında işveren-işçi-sendika bakımından büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada, geçmiş dönemde temsilcilerin, temsilcilik sıfatlarını olabildiğince suistimal ettikleri, kendilerini dokunulmaz ve imtiyazlı durumda olduklarını kabul ederek, ne çalışma disiplinine nede işyeri disiplinine uymadıkları, bundan dolayı da her türlü ihtilafların ve sürtüşmenin teşvikçisi durumuna geldikleri görülmüştü. Bu nedenle isabetli olarak SenK.m.35’te, temsilcilerin görevlerini işyerindeki işleri aksatmamak ve iş disiplinine aykırı olmamak şartıyla yerine getirecekleri şeklinde hüküm getirilerek, temsilciler işçi-işveren işbirliği ve çalışma barışını devam ettirme göreviyle görevlendirilmişlerdir. Kanunda, temsilcilerin görevlerini nasıl yerine getirecekleri belirtilmesine rağmen, temsilcilerin görevlerini yaparken işyerindeki işlerini aksatmamalarının nasıl mümkün olacağına ilişkin hükme Kanunda yer verilmemiştir. Bu eksikliğin giderilmesi, toplu iş sözleşmelerine konulacak hükümlere bırakılmadan yapılan yasal düzenlemeyle bu eksikliğin giderilmesi gerekmektedir.
VI- Uygulamada, işyeri sendika temsilcilerinin atanmasında, bazı işyerlerinde işçilerin seçimine yer verilmektedir. Ancak, bu seçim sonucunda belirlenen kişiyi atayıp atamama yetkisi sendikanın elinde bulunmaktadır. Bu durumda, sendikayı atamaya zorlayacak tek dolaylı etken, üyeleriyle arasındaki ilişki olmaktadır.
Ayrıca, mevcut sistemimizde, işyeri sendika temsilcilerinin atanması toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkisi kesinleşen sendikaya verilmiştir. Dolayısıyla, bir işyerinde işyeri sendika temsilcisi atanabilmesinin temel koşulu yetkili bir sendikanın bulunmasıdır. Bu durum karşısında, toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkili bir sendikanın bulunmadığı işyerleri tamamen temsilcisiz kalmaktadır. Bu sakıncalı durumun düzeltilmesi için, yapılacak yasal bir düzenlemeyle toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkili bir sendikanın bulunmadığı işyerlerinde, işçi temsilciliği sistemi getirilerek bu boşluğun giderilmesi yerinde olacaktır.
VII- Sendikalar Kanunu’nda temsilciliğe ilişkin çeşitli düzenlemelere yer verilmesine rağmen, kendilerini atayan işçi sendikasıyla ilişkilerine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Halbuki, işyeri sendika temsilcilerinin işçilerin hak ve çıkarları dışında bir de kendi sendikasıyla olan ilişkileri vardır. Bu ilişkiler, işyerinde kendisini atayan sendikanın haklarını korumak, sendikayla işçi-işveren arasındaki ilişkileri sağlamak gibi. Sendikalar Kanunu’nda bu konudan hiç söz edilmemiş olması, sendika temsilcilerinin bir işçi temsilcisi gibi görünmelerine neden olmuştur. Her ne kadar, kanunda bu konuda bir düzenleme olmamasına rağmen, işyeri sendika temsilcisi, esas olarak sendikanın temsilcisidir.
VIII- İşyeri sendika temsilcileri, sendika-işveren ve özellikle üye işçi-işveren ilişkilerinde köprü görevini görürken birçok güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. İşyeri sendika temsilcilerinin işçi-işveren-sendika arasındaki ilişkilerin sürdürülmesinde, temsilcilik görevinin yerine getirilmesinde, işyerinde işveren vekilleriyle olan bazı sürtüşmelerde giderek temsilci hakkında işveren gözünde bazı olumsuz yargıların oluşmasına yol açabilecektir. Bu ise, işyeri sendika temsilcisini zaman zaman işten çıkarılma tehlikesiyle yüz yüze bırakabilecektir. Bu nedenle işyeri sendika temsilcilerinin işyerindeki diğer işçilere göre üstlenmiş oldukları ağır yük ve sorumluluklar nedeniyle baskı altında kalmaksızın görevlerini yerine getirebilmeleri için yasal güvence gerekliliğini ortaya koymaktadır.
İşyeri sendika temsilcileri, eski SenK.m.30 hükmüyle, bu sıfata sahip kişiler olarak iş güvencesi yönünden, başka bir deyişle işverence yapılacak feshe karşı korunmuşlardı. Hâlbuki iş güvencesi olarak adlandırılan 4773 sayılı Kanun’la, SenK.m.30’da yapılan değişiklikle, temsilcilerin temsilcilik sıfatına bağlı olarak sahip oldukları güvence ellerinden alınmıştır. Bu değişiklikle, İş Hukuku sistemimizde iş güvencesinden yararlanabilen tek işçi grubu olan işyeri sendika temsilcileri, güvence bakımından, işyerindeki diğer işçilerin
düzeyine geriletilmiştir. Günümüzün ekonomik koşulları altında, işyeri sendika temsilcisi sahip oldukları güvencenin ellerinden alınmasıyla, işsiz kalma endişesi altında üstlenmiş oldukları görevleri yapamayacaklardır.
IX- İşyeri sendika temsilciliği, işçi-işveren-sendika arasında yürütülen oldukça zor bir görevdir. Temsilci, işçi-işveren-sendika arasında bir uzlaştırıcı, bir iletken veya bir katalizör görevi üstlenmektedir. Temsilciler, işyerlerinde çalışma barışı ve ahenginin sağlanmasında yetki ve sorumluluğa sahip oldukları gibi, çıkacak bir uyuşmazlık durumunda da ilk aranılan kişi olmaktadırlar. Dolayısıyla temsilcilerin görev ve yetki alanları Sendikalar Kanunu, toplu iş sözleşmesi, temsilci yönetmelikleri vb. ile sağlanan yetkilerle sınırlı olmayıp, işyerlerinde çok taraflı ilişkilerin meydana getirdiği fiili güç ve etkiye de dayanmaktadır. Bu nedenle, sendikalar işlevlerini başarılı bir şekilde yerine getirmek için, işyerlerinde tercih edecekleri temsilcilerinin seçiminde çok dikkatli olmak zorundadırlar. Bunun yanında ataması yapılmış olan temsilcilerini sık sık eğitime tabi tutarak her yönden kendilerini geliştirmelerini sağlamalıdırlar. Temsilcilerin, temsilcilikten kaynaklanan görevlerini layıkıyla yerine getirmeleri, işyerindeki sendikal örgütlenmeyi güçlendirecek, canlandıracak ve sendikal örgütlülüğe olan inancı pekiştirecektir. Kısacası, işyeri sendika temsilcileri konumları itibarıyla işçi-işveren ve işçi sendikası arasındaki ilişkilerde hesaba katılması gereken önemli bir faktördür. Bu nedenle, güçlü bir sendikanın oluşumunun temel taşının işyerindeki işyeri sendika temsilcileri olduğu unutulmamalıdır.