US EŞLİĞİNDE KESİCİ İĞNE BİYOPSİ SONUCU FİBROEPİTELYAL LEZYON OLARAK GELEN MEME LEZYONLARININ US BULGULARININ EKSİZYONEL BİYOPSİ SONUÇLARIYLA KARŞILAŞTIRILMASI
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Uğur Topal
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Fibroepitelyal lezyonlar (FEL), memenin sık görülen, stromal ve glandüler elemanlarından oluşan lezyonlarıdır. Bu grup içerisinde benign özellikte fibroadenomlar (FA) olduğu gibi malignite potansiyeli taşıyan filloides tümörler de bulunmaktadır. Ultrasonografik görünümleri oldukça değişkenlik göstermektedir. Tanı amacıyla lezyonların çoğuna ultrasonografi (US) eşliğinde kesici iğne biyopsisi yapılmaktadır. Biyopsi ile benign karakterde olduğu düşünülen ancak sınıflandırma yapılamayan lezyonlar patolojik olarak FEL tanısı almakta ve eksizyonel biyopsi önerilmektedir. Histolojik sınıflandırmanın zor olduğu olgularda Ki-67 (immünhistokimyasal boya) proliferasyon indeksinin benign-malign tümör ayrımında yararlı olabileceği bildirilmiştir. Ki-67 proliferasyon indeksinin malign tümörlerde istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur. Retrospektif olarak yapılan çalışmamızda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme Kanseri Tarama Ünitesi'nde Ocak 2009- Kasım 2013 tarihleri arasında US eşliğinde kesici iğne biyopsisi yapılmış 50 olguda, sonucu FEL olan 53 lezyon değerlendirilmiştir. Lezyonların klinik ve US bulguları, Ki-67 proliferasyon indeksi eksizyon sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Olguların klinik bulgularında ve lezyonların BIRADS sınıflamasına göre yapılan ultrasonografik değerlendirmelerinde, literatürle benzer şekilde hiçbir parametre fibroadenom ve filloides tümör ayrımında özgün değildir. Kesici iğne biyopsi preparatlarından yapılan Ki-67 proliferatif indeks değerleri de ayırıcı tanıya katkı sağlamamaktadır. Bu nedenle FEL'lerin cerrahi olarak çıkartılması uygun tedavi seçeneği olarak görülmektedir. Ancak meme radyolojisi konusunda uzman bir radyoloğun öngörüsünün cerrahi sonuçlarla istatistiksel olarak anlamlı bulunması seçilmiş olgularda yakın takibin de alternatif bir seçenek olarak değerlendirilmesini sağlayabilir.