Farklı periferal sinir anastomoz tekniklerinin sinir rejenerasyonu yönünden karşılaştırılmalı araştırılması
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, VETERİNER FAKÜLTESİ, KLİNİK BİLİMLER, Türkiye
Tez Danışmanı: Hakan Salcı
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu çalışmada farklı periferal sinir anastomoz tekniklerinin sinir rejenerasyonu yönünden karşılaştırılmalı araştırılması amaçlandı. Sağlıklı toplam 56 adet, erişkin Wistar Albino ırkı sıçanlar kullanıldı. Çalışma, epinöral dikiş (D) (GRI; n=21) ve doku yapıştırıcısı (FG) (GRII; n=21) olmak üzere iki grupta planlandı. Trombositten zengin plazma (PRP) ve mezenkimal kök hücre (MKH) için 14 sıçan kullanıldı. GRI ve GRII 3'er alt gruptan oluştu (n=7). GRI-D'de D ile mikrocerrahi sinir anastomozu (MCSA) yapıldı. GRI-DP'de MCSA bölgesine PRP ve GRI-DM'de MKH uygulandı. GRII-F'de (n=7) FG ile sinir anastomozu yapıldı. GRII-FP'de FG ile anastomoz sonrası bölgeye PRP ve GRII-FM'de ise bölgeye MKH uygulandı. Tüm sıçanların preoperatif ve postoperatif 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. haftalarda nörolojik muayeneleri, yürüyüş analizleri ve elektromiyografileri (EMG) yapıldı. Postoperatif 8. haftada sıçanlar sakrifiye edildi ve sıçanların nervus ischiadicus'ları histopatolojik olarak incelendi. Verilere istatistiksel analiz yapıldı. Duyusal fonksiyon, postoperatif 8. haftada tüm gruplarda aynıydı ve gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Yürüyüş analizinde, fonksiyonel iyileşme GRI-DP'de en kötüydü ve sadece GRI-D ile GRI-DP arasındaki fark anlamlıydı (p=0,005). En yüksek amplitüd değeri GRI-DM ve GRII-F'deydi ancak sadece GRI-D ile GRI-DP arasındaki fark anlamlıydı (p=0,026). Tüm gruplarda distal latans değerleri preoperatif değerlere ulaştı ve gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Genel karşılaştırmada ileti hızı için postoperatif 8. haftada gruplar arası fark bulunurken (p=0,034), ikili karşılaştırmada sadece GRI-DP ile GRII-F arasında anlamlı fark görüldü (p=0,012). İğne EMG'de, postoperatif 1. haftada tüm gruplarda spontan kas aktivitesinde anlamlı artış vardı. Postoperatif 8. haftada musculus tibialis cranialis ve gastrocnemius'ta genel olarak kas membran stabilitesi sağlandı (p>0,05). Grupların ikili karşılaştırmalarında çalışma sonunda sadece musculus tibialis cranialis'te GRI-D ile GRI-DP, GRI-DM ve GRII-FM arasında anlamlı fark vardı (p=0,019). Histopatolojik olarak, gruplar arasında nekroz, kollajen birikimi, neovaskülarizasyon yağ infiltrasyonu ve ruptur yönünden anlamlı fark bulunmazken (p>0,05) sadece inflamasyon yönünden anlamlı fark GRI-D ile GRII-FM ve GRII-F ile GRII-FM arasında tespit edildi (p=0,042, p=0,028). Nöroma en fazla GRI-D'deydi, ancak gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Sonuç olarak, periferal sinir onarımında epinöral dikiş ve FG ile yapılan anastomoz etkili kaopitasyon sağlar. Duyusal ve motorik fonksiyonlardaki iyileşme, elektronörografi, iğne EMG ve histopatolojik veriler temelinde sinir yaralanmalarında FG ile sinir anastomozunu takiben bölgeye lokal olarak MKH uygulanmasının daha etkin bir yöntem olduğu görülmektedir.